Turbe türkçesi Turbe nedir

  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Bitkilerin köklerinden, ayrışmış yaprak ve saplarından oluşmuş bir tür kömür.
  • Turba.

Turbe ile ilgili cümleler

English: Ali is deeply disturbed.
Turkish: Ali aşırı rahatsız.

English: Ali doesn't like to be disturbed.
Turkish: Ali rahatsız edilmekten hoşlanmaz.

English: Ali doesn't want to be disturbed.
Turkish: Ali rahatsız edilmek istemiyor.

English: Ali is unperturbed.
Turkish: Ali soğukkanlı.

English: Ali definitely didn't want to be disturbed.
Turkish: Ali kesinlikle rahatsız edilmek istemedi.

Turbe ingilizcede ne demek, Turbe nerede nasıl kullanılır?

Turbellaria : Turbellarya. Bağırsak solucanı. Tenya. Şerit (solucan).

Turbellarian : Turbellarya familyasına mensup bir tenya.

Turbellarians : Turbellarya familyasına mensup bir tenya.

Be disturbed : Huylanmak. Rahatsız edilmek. Rahatsız olmak.

Disturbed : Çılgın. Rahatsız. Rahatsız edilmiş. Kaçık. Aklen dengesiz. Dengesiz (ruhen veya aklen). Huzursuz. Rahatsız edilen. Dengesiz (kimse). Deli.

Disturbed him : Onu rahatsız etti. Onu üzdü.

Disturbers : Karışıklık çıkaran kimse. Rahatsız eden kimse. Rahatsız eden şey.

Unperturbed : Soğukkanlı. Sakin. İstifini bozmadan.

Undisturbed : Karıştırılmamış. İstifi bozulmamış. Örselenmemiş. Bozulmamış. Sakin. Rahat. Rahatsız edilmemiş.

 

Emotionally disturbed children : Köklü duygusal uyumsuzluklar nedeniyle beden ve ruh bozuklukları, davranış kusurları gösteren çocuklar. Heyecansal özürlüler.

İngilizce Turbe Türkçe anlamı, Turbe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Turbe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

X ray tube : X-ışını borusu. X ışın tüpü. Birbirinden yalıtılmış anot ve katot elektrotu içeren, havası boşaltılmış tüp. X ışını tüpü. X-ışınları elde etmek için kullalanılan, havası alınmış şişkin cam boru. içinde üretilen çok hızlı eksicikler, yolları üzerine yerleştirilen karşı üşeği döverek x-ışınları çıkarırlar. Fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır.

Electron multiplier : Elektron multiplikatörü. Çınca multiplikatörü. Birbiri ardına dizilmiş elektrikuçlarının elektronlarla bombardımanı, dolayısıyla her aşamada elektron sayısının gittikçe artmasıyla, ufak bir akımı güçlendiren aygıt. Elektron çoğaltıcısı. Çınca çoğaltıcı. Bir ışılakımı yeğinleştirmek için, eksicik sayısını artıracak biçimde düzenlenmiş bir dizi üşekten oluşan ışılakımsal göze. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Eksicik çoğaltıcısı. Elektron çoğaltıcı.

Acrozone : Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar. Menzil zonu. Uç kuşağı.

Abyss : Olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı. Abis. Boşluk. Varta. Hufre. Cehennem. Dibi olmayan çukur. Derinlik. Dipsiz gibi görünen yer. Uçurum.

 

Silencer : Sessizleşen veya sessiz kalan kimse veya şey. Ses azaltıcı. Kıvılcım tutucu. Azaltmaya yarayan alet. Gürültüyü önlemeye. Susturucu (tabanca). Motordan atılan gazların gürültüsünü soğurarak azaltan aygıt. Susturucu. Susturucu (silah). İçten yanmalı bir motoru sesi susturucusu (ingiliz ingilizcesi).

Hose : Akışkan iletmeye yarayan esnek boru. Hortum.

Abrasive power : Akarsuyun aşındırma gücü. Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.). Aşındırıcı güç. Aşındırıcı kuvvet.

Electric circuit : Bir elektriksel erke kaynağının artı ve eksi ucayları arasına bağlanmış çeşitli iletkenlerden ve elektrik gereçlerinden oluşmuş akım geçirici yol. Çıngı devresi. Elektrik çevrimi. Elektrik devresi.

Drain : Tahliye etmek. Akmak. Kurutmak. Suyu çekilmek. Süzmek. Boşaltmak. Pissu, kirli su, yağış suları v.b. suları zararsız hale getirmek için dışarı akıtan boruların tümü. Dren. Pansuman yapmak. Suyunu çekmek.

Blowtube : Tüftüf.

Turbe synonyms : pea shooter, pipage, television camera tube, pipe, well point, chromatography column, capillary tubing, rectifying valve, rectifying tube, piping, blow tube, television pickup tube, wellpoint, thermionic tube, gun barrel, alkali rocks, grid, cannula, klystron, abysal environment, pentode, triode, absolute chronology, electrode, blowpipe, hosepipe, control grid, torpedo tube, anode, cigarette holder, diode, peats, algonkian.

Turbe zıt anlamlı kelimeler, Turbe kelime anlamı

Anode : Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Artıuç. Artı uç. Bir üşerçözüşüm gözesinin, bir boşalım borusunun ya da bir eksicik ışınları borusunun, üretecin yüksek gerilimli ucuna bağlı üşeği. Artı uç +. Anot. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde, yükseltgenme tepkimesinin oluştuğu elektrot. (elektrikle ayrışımda anotun imi artı, katotun imi eksidir; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında artıuç da denebilir.). Bir elektrik devresinde negatif yükleri çeken pozitif elektrot röntgen tüpü içindeki (+) kutup. Üst-üşek. Pozitif kutup.

Cathode : Alt-üşek. Eksi uç. Katod. Negatif kutup. Kıvılkesimde, sıvıya batırılıp kıvıl akım geçmesini sağlayan metal uçlardan eksi yüklü olanı. Eksi kutup. Kotot. Elektrik devresinde negatif kutup. Eksiuç. Katot.

Walk : Yürüme. Taşımak (iterek). Yürüyerek gitmek. Yürüyüş. Üzerinde yürümek. Gezmek. Yürüterek yormak. Dolaştırmak. Gezinmek. Eşlik etmek.