Turn to türkçesi Turn to nedir

  • Dönüşmek.
  • Başvurmak.
  • Uzatmak.
  • Çevirmek.
  • Aklını vermek.
  • Yardım istemek.
  • Yardımını istemek.
  • Çark etmek.
  • Gitmek (yardım için).
  • Değişmek.
  • Açmak (belirli bir sayfayı).
  • Dönüştürmek.
  • Başlamak.
  • Dikkatini vermek.
  • Sığınmak.
  • İşe koyulmak.
  • Koyulmak.
  • Danışmak.

Turn to ile ilgili cümleler

English: He made a sharp turn to the right.
Turkish: O, sağa doğru keskin bir dönüş yaptı.

English: Ali says it's your turn to take out the garbage.
Turkish: Ali çöpü çıkarma sırası senin diyor.

English: I have no one to turn to for advice.
Turkish: Nasihat için başvuracak kimsem yok.

English: He made a sharp turn to the left.
Turkish: O, sola keskin bir dönüş yaptı.

English: I don't know who else to turn to for help.
Turkish: Yardım için başka kimin başvuracağını bilmiyorum.

Turn to ingilizcede ne demek, Turn to nerede nasıl kullanılır?

Turn : Bir şeyi yapma sırası. Ekşitmek. Çevirmek. Dönüşmek. Değişiklik. Şok. Eğilim. Sapmak. Atlatmak. Dönüştürmek.

To : Oranla. Arasında. Göre. İla. E. İle. -e göre. Ya. Ye. -e kadar.

Turn to account : Kullanmak. Yararlanmak. Değerlendirmek.

Turn to bay : Yerinden çıkmak (av).

Turn to good purpose : Fayda sağlamak. Yararı dokunmak. İyi sonuçlanmak.

Turn to sugar : Bal vb şekerlenmek.

Turn to the left : Sola dönmek. Sol tarafındaki istikamete dönmek.

 

İngilizce Turn to Türkçe anlamı, Turn to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Turn to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Belabors : Pataklamak. Lafı uzatmak. Dövmek. Benzetmek. Çok uzatmak. Üzerinde fazla durmak. Pataklamak (argo terim).

Approaches : Andırmak. Varmak. Ele almak. Benzemek. Yanaşmak. Ulaşmak. Yaklaşmak. Yaklaşımlar.

Reduces : Düşürmek. İndirgemek. Mecbur etmek. Zorunda bırakmak. Zayıflamak. Ayırmak. Bölmek. Haline getirmek. Sarsmak. Özetlemek.

Pay attention to : Önem vermek. Kulak vermek. Dikkat etmek. Dikkate almak. Nazarı dikkate almak. İlgilenmek. Dinlemek. Önemsemek. Dikkat vermek.

Turn : Döndürmek. Kıvırmak. Dönme. Ulaşmak. Bulandırmak. Yönelme. Yöneltmek. Burkmak. Katlamak.

Attends : Devam etmek. Eşlik etmek. Katılmak. Kulak vermek. Dinlemek. Hizmet etmek. Hazır bulunmak. Beraberinde getirmek. Bakmak.

Bend : Eğrilmek. Yönelmek. İşe geldiği gibi değiştirmek. Eğilmek. Çökmek (diz). Eğmek. Bükme. Kıvrılmak. Kıvrım menteşesi.

Grew : Lenmek. Üretmek. Yetiştirmek. Lemek. Yetişmek. Büyümek. Bırakmak. Büyütmek.

Harbor : Barınak. Liman. Barınmak. Gemilerin barındıkları, yolcu ve yük alıp boşalttıkları yer. Saklamak. Barındırmak. Limanda demirlemek. Korumak.

Barter : Takas yapmak. Malın malla değişimi. iki ülke arasında olmak üzere dışsatım ve dışalımı yapılan mal, hizmet veya teknoloji aktarımı bedelinin kısmen veya tamamen mal, hizmet, teknoloji aktarımıyla ödenmesi. (swap) bir tarafın, sahip olduğu varlık veya yükümlülükleri diğer tarafın sahip olduğu varlık veya yükümlülüklerle değiştirmesine dayanan finansal sözleşme. Mübadele etmek. Takas etmek. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Takas. Bir hak ya da malın başka bir hak ya da mal ile para kullanmadan başa baş değiştirilmesi. Değiş tokuş etmek. Değiştirmek. Değiş tokuş yapmak.

 

Turn to synonyms : call on, resolve, be placed, ahead, besieges, defect, add, invoking, embark on, begun, assembles, sit down to work, defecting, belaboring, knuckle down to, get off the ground, aggrandise, come on, continues, transform into, draw out, advises, apply, pay attentions, pay attention, advise with, resolving, altering, wheel, lead off, engross, apply for, chop about.