Turn up türkçesi Turn up nedir

  • Dönmek.
  • Kusturmak.
  • Açmak.
  • Keşfetmek.
  • Çıkagelmek.
  • Bulmak.
  • Ortaya çıkmak.
  • Yukarı çevirmek.
  • Sıvamak.
  • Yukarı tutmak.
  • Vazgeçmek.
  • Kaldırmak.
  • Bakmak (kitap).
  • Sapmak.
  • Damlamak.
  • Çevirip kaldırmak.
  • Bulunmak (eşya).
  • Varmak.
  • Düzünü çevirmek.

Turn up ile ilgili cümleler

English: He won't turn up tonight.
Turkish: O bu gece gelmeyecek.

English: How can I turn up the stove?
Turkish: Sobayı nasıl açabilirim?

English: Bill didn't turn up at the party.
Turkish: Bill partiye gelmedi.

English: He didn't turn up after all.
Turkish: Beklenenin tersine dönmedi.

English: Can you turn up the heat?
Turkish: Isıyı açabilir misin?

Turn up ingilizcede ne demek, Turn up nerede nasıl kullanılır?

Turn : Değişim. Dönemeç. Ters dönmek. Yöneltmek. Hastalık nöbeti. Ekşitmek. Yetenek. Dönmek. Geçmek. Kıvırmak.

Turn up trumps : İyi sonuçlanmak. Yardımcı olmak. Yardımda bulunmak. Şansı olmak. İyi sonuç almak. Beklenmedik bir işte başarılı olmak.

Turn upon : Aleyhine dönmek. Bağlanmak. Bağlı olmak. Saldırmak.

Turn upside down : Altını üstüne getirmek. Alabora olmak. Başaşağı çevirmek. Ters dönmek. Didiklemek. Ters çevirmek. Altüst olmak. Altüst etmek. Devrilmek.

Turn a blind eye : Görmemezlikten gelmek. Gözünü kapamak. Görmezden gelmek. Göz yummak. Gözlerini kapatmak. Görmezlikten gelmek.

 

İngilizce Turn up Türkçe anlamı, Turn up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Turn up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cants : Argolu konuşmak. Dilenmek. Eğmek. Yapmacık konuşmak. Yapmacıklı konuşmak. İki yüzlülük etmek. Meyletmek. Eğilmek. Bükülmek. Yan yatırmak.

Cogitates : Düşünmek. İcat etmek. Dikkatle düşünmek. Ciddi olarak düşünmek. İyice düşünmek. Enine boyuna düşünmek. Tasarlamak. Düşünüp taşınmak. Kavram yaratmak.

Bedaubs : Bulaştırmak. Lekelemek. Karalamak. Kirletmek. Sürmek. Bulamak.

Abjures : Yemin ederek vazgeçmek. Yemin ederek reddetmek. Dönmek (dininden). Vazgeçtigine dair yemin etmek. Tövbe etmek. İnkar etmek. Feragat etmek. Vazgeçtiğine dair yemin etmek. Yeminle vazgeçmek.

Puking : İstifrağ etmek. Kusma. Kusmak.

Blobs : Kıvamı koyu iri bir damla. Küçük damla. Damla. Sıfır puan (kriket). Leke. Su damlası. Hata yapmak. Küçük yuvarlak. Küçük yuvarlak kütle.

Break a promise : Verdiği sözü yerine getirmemek. Verdiği sözü bozmak. Sözünde durmamak. Sözünden dönmek. Sözünü tutmamak.

Annuls : Hükümsüz kılmak. Bozmak. Feshetmek. Çevirmek. Fesh etmek. İptal etmek. Sözleşme vb'ni bozmak. İlga etmek. Yürürlükten kaldırmak.

Detoured : Sapma. Detur. Dolambaçlı yoldan gitmek. Tali yol. Varyanttan gitmek. Sapak. Planlanmış veya niyetlenilmiş rotadan sapma. Saptırmak. Servis yolundan vermek (trafik).

Ascertain : Doğrusunu öğrenmek. Anlamak. Belirlemek. Öğrenmek. Aslını öğrenmek. Soruşturmak. Saptamak. Tayin etmek. Tespit etmek.

Turn up synonyms : erupt, come at, abnegate, detected, bring up the subject, abut, bedaubed, betides, upturns, cave in, upturn, detour, chop round, amount to, shown up, spews, arise, erupting, drib, amount, become of, detects, abstention, come up, abstentions, abandon, abdicated, deflects, blow in, abandons, gag, descries, dribble.