Uçma nedir, Uçma ne demek
Uçma isminin anlamı, Uçma ne demek:
Erkek ismi olarak; Dağın karla örtülmüş dik yamacı. Olay.
Bilimsel terim anlamı:
Oyuncunun topu istediği gibi kullanmak için ayakları havada ve gövdesi yere az çok koşut olarak yaptığı atlayış.
Kasa, beygir gibi araçlar üzerinden aşırı yükselerek aşma.
Kolayca buğu durumuna gelme olayı.
İngilizce'de Uçma ne demek? Uçma ingilizcesi nedir?:
volatilization
Almanca'da Uçma ne demek?:
anschweben
Uçma hakkında bilgiler
Uçma; bir canlının veya hava aracının yeryüzüne temas etmeden, atmosferde ya da uzayda mesafe katetmesi. Uçan bir varlığın havadaki veya uzaydaki yolculuğuna uçuş denir. Uçucu canlılar genellikle kanat çırparak veya kanat titreşimleri ile uçarken; hava araçları herhangi bir güç kaynağı ile, uçucu yüzeylerde oluşan basınç farklarıyla, havanın ısıtılması ile veya havadan hafif gazlardan yararlanarak uçarlar.
Herhangi bir güç kaynağına veya kanat çırpmaya ihtiyaç duymadan belirli bir süre uçmaya süzülme denir. Bazı canlılar ve hafif hava araçları termal kolonlardan, yokuş yukarı hava akımlarından ve dağ akımlarından yararlanarak süzülmenin yanı sıra süzülerek yükselme (soaring) kabiliyetine de sahiptirler ve bu şekilde uzun süre uçabilirler.
Hayvanlarda uçuş, "gerçek (güçlü) uçuş" ve "süzülme" olarak ikiye ayrılır. Gerçek uçucu canlılar kuşlar, böcekler ve yarasalardır. Bu nedenle uçucu kuşlar, böcekler ve yarasalar en başarılı türler arasında sayılırlar.
Hayvanlarda süzülme, "yerçekimsel süzülme" ve "soaring" olarak ikiye ayrılır. Yerçekimsel süzülme, canlının belirli bir hedefe ilerleyerek ve vücudunun bir kısmını paraşüt gibi kullanarak düşüşünü yavaşlatmasıdır. Süzülen canlılar, ufkî hareket kontrolünü sağlamak için rüzgardan yararlanırlar. Süzülmeye katkı sağlayan adaptasyonlar arasında kanada benzer organlar (örneğin, bazı balıklarda finler), parmak arası zarlar (örneğin, Rhacophorus gibi bazı kurbağa ve kertenkeleler); şişebilen, kaburga destekli yelkovanlar (örneğin, Draco türü gibi bazı kertenkele ve yılanlar) ile ön ve arka bacakları birleştiren zarlar (örneğin bazı keseliler, colugo, sciurid ve anomalurid uçan sincaplar) sayılabilir.
Uçma ile ilgili Cümleler
- Uçmak seyahat etmek için en hızlı yoldur.
- Uçmaktan korktuğunu biliyorum ama uçmak tehlikeli değil.
- Yıllardır annemin uçma korkusu vardı.
- Gökyüzünde bir kuş gibi uçma arzusu uçağın icadına ilham oldu.
- Uçak Paris'e doğru uçmak üzere.
- Her zaman uçmaktan korktum.
- Uçmak için kanatlarım olsaydı, onu kurtarmaya giderdim.
- Ali uçmayı sevmez.
- Uçmak için hazır mısınız?
- Uçmaktan korktuğunu biliyorum.
- Ben uçmaktan korkuyorum.
- Uçmak fazla pahalı.
- Ali uçma sporuna gidecekti ama sonra korkup vazgeçti.
- Uçmaktan korkmam.
Uçma anlamı, tanımı:
Uçmak : Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak. Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek. Çok hızlı gitmek. Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak. Hava yolu ile gitmek. Patlayıcı madde ile parçalanmak. Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek. Uçar gibi dalgalanmak. Aşırılmak. Rengi solmak. Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak. Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak. Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek. Sıvı, gaz veya buhar durumuna geçmek. Yok olmak, ortadan kaybolmak. Belirmek. Cennet. Çok sevinmek.
Uçman : Pilot.
Alçaktan uçmak : Atılan palavra düzeyi az olmak.
Benzi uçmak : Yüzü sararmak.
Göklere uçmak : Çok sevinmek.
Havalara uçmak : Çok sevinmek.
Havaya uçmak : Havaya gitmek. patlama dolayısıyla zarar görmek.
Kanatsız kuş uçmaz : "gereken koşullarla donanıp güçlenmeyen kişi amacına ulaşamaz" anlamında kullanılan bir söz.
Kaya uçmazsa dere dolmaz : "büyük gereksinimlerde çok fedakârlık yapmak gerekir" anlamında kullanılan bir söz.
Kendi kanatlarıyla uçmak : Hiç kimsenin desteği veya yardımı olmaksızın yaşamak veya bir işi olumlu sonuca ulaştırmak.
Kuş uçmaz kervan geçmez : Kimsenin uğramadığı ıssız ve sapa.
Sevinçten uçmak : Çok sevinmek.
Yüksekten uçmak : Palavra atmak, çok abartmak. yükseklerde dolaşmak.
Canlı : Canı olan, diri, yaşayan. Güçlü, etkili. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.
Hava : Çekicilik. Çevreyi kuşatan boşluk. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Keyif, âlem. Gökyüzü. Tarz, üslup. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Esinti. Müzik parçalarında tür. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik.
Aracı : Ara bulucu. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta.
Yeryüzü : Yer kabuğu. Dünya.
Temas : Değinme, sözünü etme, bahsetme. Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet. Dokunma.
Atmosfer : Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). Hava yuvarı. İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava. Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı.
Uzay : Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk. Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân.
Uçma arabası : Oyuncuya havada gidiyormuş görünümünü veren düzendeki araç.
Uçma aygıtı : Uçma telini palangalar üzerinde ileri geri götüren aygıt.
Uçma düzeni : Uçma arabasını havada götüren çelik tel ve palangaları kapsayan düzen.
Uçma kemeri : Oyuncuyu havada tutmaya yarayan kemer; iki yanından çelik telle palangalara bağlıdır.
Uçmak söyleşmesi : Hacivat ile Karagöz arasında geçen tipik bir söyleşme. Karagöz burada uçtuğunu ye çeşitli serüvenlere atıldığını söyler, sonunda herşeyin düş olduğu anlaşılır.
Uçmakdere : Tekirdağ şehrinde, Mürefte nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Diğer dillerde Uçma anlamı nedir?
İngilizce'de Uçma ne demek? : n. flying, fly, getting high, flight, freak out, high, volatilization, wing
Fransızca'da Uçma : vol [le], volée [la], envol [le], évaporation [la]
Almanca'da Uçma : n. Flug
Rusça'da Uçma : n. порхание (N), улетучивание (N)


Bu kısımda Uçma nedir? Uçma ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Uçma tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Uçma hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.