Umre nedir, Umre ne demek

Umre; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Hac mevsimi dışında Kâbe'yi ve Mekke'nin öbür kutsal yerlerini ziyaret etme

Umre hakkında bilgiler

Umre, Müslümanların Kâbe'yi hac mevsimi dışında ziyaret etmelerine denir. Umre ziyaret demektir. Fıkhî tanımı, hac gibi bir zamana bağlı olmadan ihrama girerek Kâbe'yi tavaf, sa'y etmek, tıraş olmaktır.

Umre kelimesi Kur'an ve hadiste geçer. Kur'an'da: "Haccı ve umreyi Allah için tam yapın" şeklinde olan ifade, hadiste: "İki umre, arasındaki küçük günahların keffaretidir" şeklindedir. Umre yapmak, Hanefî ve Malikî mezheplerinde sünnet, Şafiî ve Hanbelî mezheplerinde farzdır. Yaşamın herhangi bir anında yapılabilir. Hac ve umreyi peş peşe yapmak tavsiye edilmiştir.

Mutemir genellikle uçakla Cidde'ye gider. Mîkāt'tan ihramsız geçemeyeceğinden uçakta, hatta memleketinde ihrama girebilir. İhram beyaz renkte ve dikişsizdir. Başın açık ve ayakların çıplak olması istenir. İhram ile eşitliğe, kardeşliğe, ölüye benzemeye dikkat çekilir. İhrama girildiğinde cinsellik, kavga ve küfür yasaktır. Umreci mikat noktasını geçmeden önce tırnaklarını keser, abdest alır, tıraş olur, ayaklar çıplaktır, çanta ve kemer taşıyabilir. Kadınlar için normal elbise, eldiven, çorap, ayakkabı caizdir.

 

İhramın sünneti olarak iki rekât namaz kılar. Telbiye, tekbir, tehlillerle Mekke'ye girer.

Umre tanımı, anlamı:

Mevsim : Zaman, dönem, çağ. Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem. Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri, sezon. Yaşamın bir bölümü. Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi, sezon. Bazı atmosfer olaylarının en çok belirdikleri zaman.

Ziyaret : Bir yeri görmeye gitme. Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme.

Kutsal : Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut. Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes. Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen. Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan.

Müslüman : Doğru, haktan ayrılmaz kimse. İslam dininden olan kimse, Muhammedî, Müslim, Müselman, mümin. İslam dininin kurallarını yerine getiren kimse.

Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

Demek : Bir dilde karşılığı olmak. Bir işe kalkışmak, yeltenmek. Herhangi bir ses çıkarmak. Ad vermek. Söylemek, söz söylemek. Erişmek. inanılmayan, beklenmeyen durumlarda kullanılan pekiştirme veya şaşma sözü. Saymak, kabul etmek. Herhangi bir kanıya, yargıya varmak. Düşünmek. öyle mi. Ummak. yani, anlaşılan. Oranlamak. bir şey anlamına gelmek.

Tanım : Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif.

Zaman : Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Çağ, mevsim. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Belirlenmiş olan an.

 

İhram : Yün yaygı. Hacca veya umreye giden Müslüman'ın dinî olarak yapılması yasak olmayan bazı şeyleri kendisine yasaklaması. Hacıların örtündükleri dikişsiz bürgü. Yunanların, Romalıların, günümüzde de Berberilerin büründükleri geniş, beyaz, yünlü çarşaftan giysi.