Uncommon türkçesi Uncommon nedir

  • Yaygın olmayan.
  • Fevkalade.
  • Az bulunur.
  • Olağandışı.
  • Alışılmamış.
  • Sıra dışı.
  • Sıradışı.
  • Seyrek.
  • Nadir.
  • Olağanüstü.
  • Acayip.

Uncommon ile ilgili cümleler

English: Is that uncommon?
Turkish: O nadir mi?

English: Is this uncommon?
Turkish: Bu sıra dışı mıdır?

English: Cholera is uncommon in Japan.
Turkish: Kolera Japonya'da yaygın değildir.

English: The only remaining region in the world where obesity is uncommon is sub-Saharan Africa.
Turkish: Dünyada şişmanlığın nadir olduğu tek bölge Afrika'da Sahra çölünün güney kısmıdır.

English: Such a case is not uncommon today.
Turkish: Böyle bir konu bugünlerde yaygın değil.

Uncommon ingilizcede ne demek, Uncommon nerede nasıl kullanılır?

Uncommonly : Alışılmadık biçimde veya şekilde. Alışılmamış şekilde. Olağandışı. Eşine az rastlanır şekilde. Çok. Olağandışı olarak. Nadiren. Olağanüstü bir şekilde.

Uncommonness : Olağandışılık. Alışılmamış olma.

Uncommendable : Övülmeye layık olmayan. Hayranlık uyandırmayan. Beğenilmeyen. Takdire şayan olmayan. Tavsiye edilmeyen.

Uncommercial : Ticari olmayan. Ticari uygulamada kabul edilmek için uygun olmayan. Ticarete dahil olmayan.

Uncommissioned : Yetkisiz. Atanmamış. Yetkilendirilmemiş. Görevlendirilmemiş.

 

Uncommunicable : İfade edilemez. Aktarılamaz. İletilemez. Geçirilemez. Yayılamaz.

Uncomely : Uygunsuz. Yersiz. Çirkin.

Uncommitted read : Kesinleşmemiş okuma.

Uncombined : Birleştirilmemiş. Birleşmemiş. Unkombine. Bağlanmamış.

Uncomfortableness : Konforlu olmama durumu state. Rahatsızlık. Sıkıntı. Huzursuzluk.

İngilizce Uncommon Türkçe anlamı, Uncommon eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Uncommon ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crotchety : Tuhaf. Garip. Aksi. Huysuz. Dırdırcı. Sinirli.

Singular : Benzersiz. Müfret. Kişisel. Tekil sözcük. Tek. Adlarda ve çekimli fiillerde nesne veya şahsın sayıca tek olması durumu. Müstesna.

Freakier : Garip. Anormal. Tuhaf.

Extraordinarily : Alışılmadık biçimde veya şekilde. Olağandışı olarak. Özel görevli olarak. Olağanüstü bir biçimde. Özel olarak.

Marvellous : Hayret verici. Harikulade. Süper. Müthiş. Garip. Nefis. Şahane. Harika.

Marginals : Marjinal. Kenara ait. Sınırdaki. Kenarda olan. Enaz. Az. Uç. Düşük. Kenarda yazılı.

Marvelously : Hayret verici biçimde.

Nadir : Ayak ucu (astronomi terimi). Zenith'in mukabilidir. En alt nokta. En düşük nokta. Ayak ucu. En aşağı safha veya nokta. En aşağı nokta. Ayakucu. Semtikadem.

Incompact : Katı olmayan. Sıkı olmayan. Sert olmayan. Gevşek. Sıkıştırılmış olmayan. Kompakt olmayan. Çözük.

Comical : Gülünç görünüşü olan bir kişi ya da güldürücü özellikleri kapsayan bir durum. Garip. Güldürücü. Tuhaf. Gülünç bir kişi ya da durum. Komedyanın özünü belirleyen nitelik. genel anlamı içinde, bir toplumsal olgu, insan davranışı, ahlak ölçütü ya da töreleri arasında ortaya çıkan ve tarih yoluyla belirlenen bağdaşmazlığı anlatan güzelduyusal kavram. Komik. Gülünç olan.

 

Uncommon synonyms : everydayness, exceeding, magnificent, far between, all that, offbeat, bloody, off the wall, sparser, newfangled, comically, unaccustomed, as in a dream, rarely, scarce, recherche, especial, out of the ordinary, curious, out there, hatchings, scarcer, unwonted, off beat, rare, rarest, preternatural, at a premium, fantastically, odder, abnormal, admirably, particular.

Uncommon zıt anlamlı kelimeler, Uncommon kelime anlamı

Ordinary : Yetkili makam. Sıra işi. Olağan şey. Adi. Lokanta (ingiliz ingilizcesi). Sıradan. Alelade. Basit. Tabldot lokanta. Olağan.

Usual : Herzamanki. Alışılagelmiş. Klasik. Her günkü. Alelade. Her zamanki. Olağan. Adi. Alışılmış. Mutat.

Common : Karma mal. Park. Alışılagelmiş. Yalpı. Genel. Kamusal. Çok kullanılan. Olağan. Topluma ait. Alışılmış.

Uncommon antonyms : uncommonness.

Uncommon ingilizce tanımı, definition of Uncommon

Uncommon kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Unusual. Infrequent. An uncommon degree of cold or heat. Rare. Not common. As, an uncommon season. Hence, remarkable. Uncommon courage. Strange.