Understand each other türkçesi Understand each other nedir

Understand each other ile ilgili cümleler

English: Ali and I understand each other.
Turkish: Ali ve ben birbirimizi anlıyoruz.

English: We understand each other now.
Turkish: Biz şimdi birbirimizi anlıyoruz.

English: Ali and Mary understand each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerini anlıyor.

English: Ali and Mary understand each other perfectly.
Turkish: Ali ve Mary mükemmel şekilde birbirlerini anlıyorlar.

English: To understand each other is important.
Turkish: Birbirimizi anlamak önemlidir.

Understand each other ingilizcede ne demek, Understand each other nerede nasıl kullanılır?

Understand : Sezinlemek. Çakmak. Yorumlamak. Anlamak. İyi anlamak. Bilmek. Hissetmek. Anlayış göstermek. Kafasına girmek. Başa düşmek.

Each : Teker teker. Beher. Herbirisi. Tanesine. Tanesi. Her bir. Herbir. Her. Adam başına. Her (bir).

Other : Diğeri. Sair. Özgesi. Diğer. Sonraki. Özge. Başka. Öbür. Öbürü. Başka biçimde.

Each other : Yekdiğerini. Birbirine göre. Birbiri. Birbirine. Birbirlerini. Birbirini.

Argued with each other : Birbirileriyle kavga etiler. Dövüştüler. Birbirileriyle tartıştılar.

Facing each other : Karşı karşıya.

Face each other : Yüz yüze. Alıştırmalarda, eşlerin birbirine yüzleri dönük durması.

 

Cancel each other out : Ödeşmek. Birbirlerini dengelemek veya eşitlemek.

Know each other : Birbirini tanımak.

Cross each other : Karşılaşmak.

İngilizce Understand each other Türkçe anlamı, Understand each other eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Understand each other ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in harmony with : Uymak. Birbirine çok iyi gitmek. Benzeşmek. Aynı düşünceleri paylaşmak. Uyum içinde olmak.

Closes : Kilitlemek. Kapatmak. Yaklaşmak. Sürgülemek. Kesmek. Örtmek. Bitirmek. Kapamak. Uzlaşmak. Son vermek.

Accord : Uyumlu hale getirmek. Uzlaştırmak. Uymak. Ahenk vermek. Uyum. Uzlaşmak. Uygunluk. Uyuşturmak. Uyum sağlamak. Vermek.

Bargain : Karşılık (pol.). Değiş tokuş etmek. Teklif (pol.). Teklif. Kelepir. Anlaşma. Pazarlık etmek. Pazarlık.

Bargained : Karşılık (pol.). Pazarlık etmek. Teklif (pol.). Değiş tokuş etmek.

Capitulating : Taahhüt etmek. Taviz vermek. Silahları bırakmak. Teslim olmak. Teslim şartlarını kararlaştırmak.

Arrange : Sıraya koymak. Düzenli bir şekilde yerleştirmek. Halletmek. Hazırlanmak. Bağlamak. Aranje etmek. Planlamak. Dizmek.

Assort well with : Yakışmak. İyi kaynaşmak. Tam anlamıyla uymak.

Chime in with : Uygun gitmek. Uyum içinde olmak. Uygun düşmek. İle ahenk içinde olmak. İle uyumlu olmak. Uymak.

Assent : Rıza. Razı olmak. Onamak. Onay. Onaylamak. Kabul etmek. Anlaşma. Kabul. Anlaşmaya varmak.

Understand each other synonyms : cohere, capitulate, agree to, be in rapport with, bargains, clicked, agrees, agree, clicks, cohered, be in accord with, be friends, agree with, click, be at one with, capitulates, clicking.