Bargained türkçesi Bargained nedir

Bargained ile ilgili cümleler

English: The union bargained with the management.
Turkish: Sendika yönetimle pazarlık yaptı.

English: Ali didn't get what he bargained for.
Turkish: Ali pazarlık ettiği şeyi almadı.

English: Ali got more than he bargained for.
Turkish: Ali beklediğinden daha fazlasını aldı.

English: Ali bargained with the salesman hoping to get a lower price.
Turkish: Ali fiyatı düşürmek umuduyla, satıcı ile pazarlık etti.

Bargained ingilizcede ne demek, Bargained nerede nasıl kullanılır?

Outbargained : Kazançlı teklif yapmak. Fazla fiyat vermek. Alışverişte aldatmak.

Bargainer : Pazarlık eden kimse. Görüşmeci. Pazarlıkçı.

Bargainers : Pazarlık eden kimse. Pazarlıkçı. Görüşmeci.

Bargain away : Feda etmek.

Bargain basement : Ucuz eşya reyonu. Fırsat köşesi. İndirimli satış reyonu. Ucuzluk bölümü. İndirimli satış yapılan yer. Bir satışevinin ucuz eşya satılan bodrum bölümü.

Bargain carnavals : Sataktaki ederinden çok aşağı mal satılan yerler. Ucuzluk sergileri.

Bargain basement rates : Oldukça indirimli fiyatlar. Çok ucuz fiyatlar.

Bargain for : Ummak. Hazırlanmak. Beklemek. Hesaba katmak.

Bargain money : Pey akçesi. Kapora. Depozito. Peşinat. Depozito olarak yatırılan para.

 

Bargain on : Beklemek. Bel bağlamak. Güvenmek. Ummak.

İngilizce Bargained Türkçe anlamı, Bargained eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bargained ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Change : Bozmak. Değişim. Yer değiştirme. Değişiklik. Bilgisayar, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır. Çiftlerde başlama atışı yapan oyuncunun bundan sonra karşıdakilerin yapacağı 5 atışı karşılayacak olan takım arkadaşı ile yer değiştirmesi. Tebdil etmek. Aktarmak. Çoğunlukla liradan küçük ufak madeni para. Değişikliğe gitmek.

Seedman : Tohumcu.

Commutes : Banliyödeki ev ile şehirdeki işyeri arasında her gün gidip gelmek. Seyahat etmek. Ev ile iş arasında gidip gelmek. Çevirmek. Takas etmek. Hafifletmek. Değiştirmek. Evle iş arasını trenle gidip gelmek. Değiş-tokuş etmek.

Agrees : Uymak (bir başka şeye). Uzlaşmak. Bağdaşmak. Razı olmak. Yaramak. Uyuşmak. Kabul etmek. Hemfikir olmak. Rıza göstermek.

Chaffering : [#çekişme Çekişmek]. Çekişme. Alışverişte bulunmak. Pazarlık.

Commute : Öndeleme. Değiştirmek. Hafifletmek. Evle iş arasını trenle gidip gelmek. Takas etmek. Çevirmek. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Seyahat etmek. Ev ile iş arasında gidip gelmek.

Counterchange : Yer değiştirilmesine neden olmak. Yerlerini değiştirmek. Renklendirmek. Renk ile çeşitlendirmek. Çeşitlendirmek. Değiştirme. Yerini değiştirmek. Karşılıklı değiştirmek.

Capitulating : Teslim olmak. Taviz vermek. Taahhüt etmek. Silahları bırakmak. Teslim şartlarını kararlaştırmak.

Ironmonger : Nalbur. Demir hırdavatçı. Demir tüccarı. Demirci. Hırdavatçı.

 

Chaffer : Alışverişte bulunmak. Pazarlık. Çekişme. Çekişmek.

Bargained synonyms : slopseller, barrow man, horse trader, bibliopolist, stock trader, stamp dealer, slop seller, excamb, merchant, counterchanged, dickering, agree with, deal, dicker, barters, dickered, dealer, dickers, chaffers, fence, agreement, chaffered, capitulates, bargain, trader, seedsman, understanding, fishwife, fishmonger, cutler, be in rapport with, bartering, hardwareman.

Bargained zıt anlamlı kelimeler, Bargained kelime anlamı

Expensive : Masraflı. Pahalı. Pahalıya mal olan.