Vacant seat türkçesi Vacant seat nedir

  • Boş oturaklar.
  • Boş yer.
  • Boş koltuk.
  • Oturmaya müsait yerler.

Vacant seat ile ilgili cümleler

English: Is there a vacant seat?
Turkish: Boş bir koltuk var mı?

English: There wasn't a single vacant seat in the hall.
Turkish: Salonda bir tek boş koltuk yoktu.

English: This morning the train was so crowded that I couldn't find a vacant seat and had to stand the whole way.
Turkish: Bugün sabahleyin tren o kadar doluydu ki boş bir yer bulamadım ve tüm yol ayakta durmak zorunda kaldım.

Vacant seat ingilizcede ne demek, Vacant seat nerede nasıl kullanılır?

Vacant : Dalgın. Açık. Sahipsiz. Varissiz. Bön. İşsiz. Boş. Akılsız. Terkedilmiş. İfadesiz.

Seat : Ata oturuş biçimi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Koltuk. Oturtmak. Sinema salonundaki oturulacak yerlerden her biri. Mevki. ...kişilik oturma kapasitesi olmak. Oturma yerini onarmak. Almak (salon). Merkez.

Vacant seats : Oturmaya müsait yerler. Boş oturaklar. Boş koltuk. Boş yer.

Vacant dwelling : Sürekli ya da geçici olarak oturulmadığı için, belli bir anda konut gereksinmesine yanıt vermeyen konut. Boş konut.

Vacant land : Boş arsa. Sahipsiz arazi.

Vacant lot : Şehirde boş arsa. İş kaybı.

İngilizce Vacant seat Türkçe anlamı, Vacant seat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vacant seat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Hiatus : Boşluk. Ses boşluğu. Hiyatus. Ünlü ile biten kelime kök ve gövdeleri ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında veya ünlü ile başlayan başka bir kelimeyle birleştiklerinde iki ünlü arasında oluşan ses boşluğu: anla-y-an, dinle-y-en; okulda-y-ım, yanında-y-ım; tatlı-y-dı (<tatlı idi), vasıtası-y-la (<vasıtası ile), kendisi-y-le (<kendisi ile), ne-y-se (<ne ise); eski-y-ince, başla-y-ayım, bahçede-y-ken (<bahçede iken), sakla-y-acak, başla-y-ıp, geldi-y-se (< geldi ise) vb. Açıklık. Tortullanmanın herhangi bir nedenden ötürü durmasıyle, tortul dizileri arasında oluşan eksiklik. Kesintili ünsüz. Fasıla. Delik, yarık.

Hiatuses : Aralık. Boşluk. Ara. Hemze. Yarık. Açıklık. Tenafür. Eksiklik. Fasıla.

Lacuna : Boşluk, aralık. Eksiklik. Boşluk. Aralık, delik, su dolu çukur, açıklık. kıkırdak ve kemik dokuda hücrelerin doldurduğu boşluklar. akantosefalalarda lakunar sistemi oluşturan kanallar. böceklerin gelişen kanatlarında sinir, trake ve hemolenf içeren kanallar. Kanun boşluğu. Lakün. Kemik boşluğu. Kemikte bulunan boşluk. Lakuna.

Lacunas : Lakün. Boşluk. Aralık. Eksiklik. Kemikte bulunan boşluk. Kanun boşluğu. Kemik boşluğu. Lakuna.

Space : Mekan. Süre. Yer. Alan. Aralıklara bölmek. Uzam. Espas. Boşluk. Üçü uzaysal ve biri zamansal olmak üzere dört-boyutlu sınırsız sürem. Boşluk bırakmak.

Blanker : Yazısız kağıt. Anlamsız. Feshetmek. Silmek. Şaşırmış. Yazısız. Çıkarmak. Tam. Boş kağıt.

Blankest : Açık. Boş. Görüntüsüz (televizyon terimi). Yazısız. İfadesiz. Yazısız kağıt. Çıkarmak. Açık yer. Boşluk.

Vacancies : İşsizlik. Akılsızlık. Bön bön bakış. Boşluk. Tembellik. Boş oda. Dalgınlık. Açıklık. Açık kontenjan.

Vacant seat synonyms : empty space, vacant seats, room, voids, blank.