Varfarin nedir, Varfarin ne demek

Varfarin; Veteriner, Kimya alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Pıhtılaşma faktörlerinin salgılanmasını baskılayan kumarinden elde edilen kristal özellikte kimyasal madde. Tromboembolizmin tedavisi amacıyla geliştirilmiş olsa da yüksek dozlarda fare zehri olarak kullanılır. K vitamini için özel panzehirdir.

Kimya'da terim anlamı:

Formülü C6H4C3O(OH)(O)CH(CH2COCH3)C6H5, e.n. 161 °C, havadaki toleransı 0,1 mg/m3 ve yutulduğunda sağlığa oldukça zararlı olan, suda çözünmeyen, alkol ve eterde çözünen, fodentisit olarak kullanılan, renksiz, kokusuz, tatsız kristal halde bir madde.

Varfarin hakkında bilgiler

Varfarin (Coumadin®, Jantoven®, Marevan®, ve Waran® marka adlarıyla da bilinir), kalp ve damar sisteminde pıhtılaşmaya karşı kullanılan bir ilaçtır. "Anticoagulant" etkisi vardır. Aynı etkiyi gösteren ilaçların en eski kuşağındandır ve çok ekonomiktir. Varfarin, K vitamininin olağan yapım yıkımını bozmaktadır. K vitamini, pıhtılaşma etmenlerinin amino-ucunda yer alan özgül glutamik asit rezidüelerine bir karboksil grubu ekleyen karaciğerin bir enzimi olan gama karboksilazın yardımcı etkenidir. Fosfolipitlerin zarlara bağlanabilmeleri için, bu etmenlerin gama karboksilasyonu gereklidir. Varfarin, gama karboksilaz için gerekli bir yardımcı etken olan K vitamininin indirgenmiş biçimini oluşturmaktan sorumlu bir enzim olan K vitamini epoksit indirgeyiciyi engellemektedir. Varfarin varlığında, pıhtılaşma etmenleri üretilmekte; ancak gama karboksilaz ile işlevsel biçimlerine dönüşmeleri engellenmekte; bu da pıhtılaşmayı engelleyici bir etki oluşturmaktadır. Varfarin, kullanılmaya başlandığında o anda dolaşımda var olan pıhtılaşma etmenlerini baskılamadığından, genellikle yeterli bir pıhtı önleyici etkiye ulaşması 4 ile 5 günü bulmaktadır. Üstelik, hastada Varfarin ilk başlatıldığında, yaklaşık ilk 10 saat boyunca hastanın kanı pıhtılaşmaya daha da eğilimli olmaktadır. Bu ters etkinin nedeni, pıhtılaşmayı engelleyen Protein C ve S'nin de tıpkı diğer pıhtılaşma etmenleri gibi K vitamininin yardımcı etkenliği yoluyla karboksillenmesi gerekmesidir. Bundan dolayı, Varfarin sağaltımının ilk günlerinde hastada pıhtılaşmanın engellenmesi için heparin kullanılmalıdır. Genellikle, hastalar varfarine başladıktan sonra en az dört gün heparin almalıdırlar; pek çok uzman sağaltımsal Varfarine bağlı pıhtı engelleyici etkiye ulaşıldıktan sonra 1 ila 2 gün daha heparinin sürdürülmesini önermektedirler. Varfarinin yükleme dozlarından sakınılmalıdır; çünkü kanamayla sonuçlanabilmektedir. Varfarinin tipik başlama dozu; yetişkinler için günde 5 mg'dır. Çok yaşlı bireylerde günde 2.5 mg kullanılmalıdır. Çok yaşlı bireylerde, Varfarin'i gizillediği bilinen ilaç alanlarda (örneğin Amiodarone) ve K vitamini alımı azalmış hastalarda doz azaltılmalıdır.

 

Varfarin tanımı, anlamı

 

Varfarinzehirlenmesi : Tüm hayvan türlerinde, fare zehri olarak kullanılan warfarinin tesadüfen tüketilmesi sonucu, vücutta yaygın, kendiliğinden oluşan ve kontrol edilemeyen kanamalarla belirgin zehirlenme

Pıhtılaşma faktörleri : Protein, lipoprtotein ve kalsiyum iyonlarından oluşan, pıhtılaşma olayında görevli faktörler.

Karboksil grubu : Organik asitlerin yapısında bulunan kimyasal bir grup. -COOH ile gösterilen kimyasal bir grup.

Kimyasal madde : Belirli bir homojen bileşimi olan ve mekanik yollarla ayrılamayan maddelerin genel adı. Bütün element ve bileşikler kimyasal madde kabul edilir, çözelti, dispersiyon, alaşım ve kompozit malzemeler karışımdır.

Tromboembolizm : Herhangi bir damardaki trombüsten kopan pıhtı parçasının başka bir bölge damarında tıkanmaya neden olması. Kısmen veya bütünüyle yerinden kopmuş trombüs parçasının başka bir bölge damarında tıkanmaya neden olması. Trombüsten kopan parçalar sonucu oluşan embolusların kana karışarak bir bölgeden diğerine taşınması.

Glutamik asit : Merkezi sinir sisteminde bir nörotransmitter olarak da iş gören bir amino asit. Glutamat. Sembolü Glu ve E olan esansiyel olmayan asidik bir amino asit. Duysal liflerin presinaptik terminallerinde ve beynin birçok alanında salgılanan uyarıcı nörotransmiter.

Damar sistemi : [Bakınız: vasküler sistem]. Hayvanlarda kan ve lenf sıvısının taşındığı sistem. Ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan sistem, iletim sistemi, vasküler sistem.

Tromboemboli : Trombüsten kaynağını alan kandaki yabancı cisimler. Emboli olgularının% 95'ini oluşturur.

Bağlanabilme : Bağlanabilmek işi.

İndirgeyici : İndirgeme işini yapan, yapabilecek özellikleri taşıyan madde.

Karboksilaz : Alfa-keto asitlerden CO2 çıkmasına ve aldehitlerin oluşmasında etkili olan bitkilerde bulunan ve dekarboksilaz türü bir enzim. Bir substrata karboksil grubunun eklenmesini katalize eden ligaz sınıfından herhangi bir enzim.

Engelleyici : Engelleme özelliği olan (kimse veya şey). Depolanan benzinlerde gazlaşmayı, yağlama yağlarındaki renk değişimini, türbin yakıtlarında korozyonun istenmeyen etkilerini önleme veya geciktirme ve benzerleri amaçlar için kullanılan, petrol ürünlerinde doğal olarak bulunan veya çok küçük oranlarda sonradan katılan bir madde, önleyici, inhibitör. Bir faaliyeti ya da olayı kontrol eden ya da engelleyen herhangi bir madde. İnhibitör. Tezgenin çalışmasını önleyerek, tepkime hızını azaltan katışkı. Bir faliyeti veya olayı kontrol eden veya önleyen madde, inhibitör. [Bakınız: eğretileme].

Engellenmek : Engel olunmak.

K vitamini : Protrombin oluşumunda görev alan, yeşil yapraklarda ve bazı balıklarda bulunan, işkembe bakterileri tarafından sentezlenen, plazmada çözünmüş olarak bulunan protrombinin, faktör II, faktör VII, faktör IX ve faktör X’un karaciğerde oluşabilmesi için gerekli olan eksikliğinde kanın pıhtılaşma süresinin uzaması, bağırsak kanamaları görülen K1 (alfa fillokinon) ve K2 (beta fillokinon, fornokinon) K3 (menadion) gibi tipleri olan kanın pıhtılaşması için gerekli, sarı kristal toz durumunda yağda eriyen bir vitamin, koagülan faktör, antihemorajik vitamin, antihemorajik faktör.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Oluşturmak : Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek.

Fosfolipit : Gliserin ya da sfingozine bağlı olarak aynı ya da farklı tip yağ asidi yan zincirleri, fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etânolamin ya da gliserin taşıyan ve zarlarda bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit gurubu. Gliserol, sfingozin veya ilgili maddelerin omurgasını oluşturan fosfor içeren herhangi bir lipit. Gliserin veya sfingozine bağlı yağ asidi, yan zincirlerinde fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etanolamin veya gliserin taşıyan ve hücre zarlarında bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit grubu.

Engellemek : Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek. Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak.

Engellenme : Engellenmek işi.

Pıhtılaşma : Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi.

Diğer dillerde Varfarin anlamı nedir?

İngilizce'de Varfarin ne demek ? : warfarin