Varis nedir, Varis ne demek

Varis; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Toplardamar genişlemesi, ordubozan
  • Kalıtçı.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Vekil, kefil.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Bir veya daha fazla toplardamar, atardamar veya lenf damarı duvarında torba veya kese biçiminde yerel genişleme göstermesi, variks, varikosite.

Kıvrıntılar gösteren genişlemiş toplardamar.

Varis ile ilgili Cümleler

  • Ali senin varisin.
  • “Ali Bey'in evlat ve vâris edineceğini düşündüğü anlar olmuştur.”
  • Tek çocuk olduğu için, o tek varisti.
  • O bir varisi olmadan öldü.
  • Yasal varis bensem hakkımı almaya geleceğim.
  • En büyük oğlan bütün mülkiyetin varisi oldu.
  • Hangi prens tahtın meşru varisi?
  • O, mülküne varis olarak sahip oldu.
  • Kraliçe Elizabeth'in herhangi bir doğrudan varisi yoktu.
  • O, babasının büyük mal varlığının varisi oldu.
  • “Varis ağrıları yüzünden on dakikadan fazla ayakta duramıyordu.”

Varis anlamı, tanımı

Vari : Maymunlar (Primates) takımının, makigiller (Lemuridae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, 50 cm kadar kuyruğu olan, kara, beyaz ya da kanşık renkli, Madagaskar'da yaşayan bir tür. (Lemur variegatus) Maymunlar (Primates) takımının makigiller (Lemuridae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 50, kuyruğu 50 cm. Kara, beyaz ya da karışık renklidir. Madagaskarda yaşar

 

Varisektomi : Varisin operasyonla çıkarılması.

Varisli : Varis rahatsızlığı olan kişi. Vârisi olan.

Varis çorabı : Bacaklarda ilgili bölgeye basınç veya destek uygulamak amacıyla kullanılan özel olarak üretilmiş tıbbi malzeme.

Varissiz : Varisi olmayan.

Lenf damarı : İçinde lenf bulunan damarlar. Lenf sıvısı denilen renksiz veya sarımtırak renkteki sıvıyı toplardamarlara taşıyan damar, vaz limfatikum. (anlamdaş, akkan damarı),Lenfin içinde dolaştığı damarlar.

Toplardamar : Kirli kanın vücudun her yanından kalbe gitmesini sağlayan damar, vena, verit.

Varikosite : Flebektazi. Varis. Varisten etkilenmiş toplardamar.

Genişleme : Genişlemek işi.

Atardamar : Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter.

Ordubozan : Oyunbozan. Arabozan. Varis.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Kıvrıntı : Kıvrım. Kıvrılan yer, dönemeç.

Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.

Kalıtçı : Bir kalıttan yasalar gereğince yararlanan kimse, mirasçı, vâris.

Variks : Varis.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Vekil : Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse. Bakan. Milletvekili. Bir görevde, asıl görevlinin yerine bakan kimse.

Diğer dillerde Variköz anlamı nedir?

İngilizce'de Variköz ne demek ? : varicose