Visited türkçesi Visited nedir

  • Ziyarete gitmek.
  • Çene çalmak.
  • Ziyaret edilmiş.
  • Gidilmiş.
  • Çektirmek.
  • Laflamak.
  • Musallat olmak.
  • Misafir olmak.
  • Ziyaret etmek.
  • Teftiş etmek.
  • Gezilmiş.
  • Uğramak.
  • Ziyaret edilen.
  • Gezmek.

Visited ile ilgili cümleler

English: A woman visited us while you were sleeping.
Turkish: Siz uyurken bir kadın bizi ziyaret etti.

English: A group of foreign students visited Akira's high school.
Turkish: Bir grup yabancı öğrenci, Akira'nın lisesini ziyaret etti.

English: A year later, he visited the Soviet Union.
Turkish: Bir yıl sonra, Sovyetler Birliği'ni ziyaret etti.

English: Ali and Mary visited Northern Europe.
Turkish: Ali ve Mary, Kuzey Avrupa'yı ziyaret ettiler.

English: A student visited the house of the great playwright.
Turkish: Bir öğrenci büyük oyun yazarının evini ziyaret etti.

Visited ingilizcede ne demek, Visited nerede nasıl kullanılır?

Visited his wrath upon : -den hırsını aldı. -den sinirini çıkardı.

Revisited : Tekrar ziyaret etmek. Tekrar ziyaret edilmiş.

Unvisited : Gidilmemiş. Gezilmemiş. Görülmemiş. Sıklıkla ziyaret edilmeyen. Ziyaret edilmeyenler.

Carte de visite : (fransızca) ziyaret kartı. Verenin fotoğrafını taşıyan küçük çağrı kartı (sıklıkla 19'uncu yüzyılda kullanılan). Kartvizit.

Visiter : Ziyaretçi. Ziyaret eden kimse.

 

Came to visit him : Mekanında sosyal bir ziyaret yapma. Onu ziyarete gelme. Görmek için evine gelme.

Visit to the doctor : Doktora gitme.

Visit frequently : Sık sık uğramak veya ziyaret etmek. Dadanmak. Sık sık ziyaret etmek. Kapısını aşındırmak.

Come to visit : Ziyarete gelmek.

Pay a visit to : Misafirliğe gitmek. Ziyaret etmek.

İngilizce Visited Türkçe anlamı, Visited eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Visited ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fan the breezes : Laklak etmek. Dedikodu yapmak. Havadan sudan konuşmak. Çene yarıştırmak.

Drop in on : Bir yere uğramak.

Call on : Davet etmek. Demek. Diye hitap etmek. Aramak. Adını vermek. Başvurmak. Rica etmek. Seslenmek.

Subjected : Maruz bırakmak. Mecbur etmek. Etmek. Boyun eğdirmek.

Pestered : Bela olmak. Asıntı olmak. Askıntı olmak. Taciz etmek. Rahat vermemek. Kafa ütülemek. Balta olmak. Alabanda olmak. Kancalamak.

Nattered : Gevezelik etmek (ingiliz ingilizcesi). Çok konuşmak. Gevezelik etmek.

Inflict : Çarptırmak. Vurmak. Uğratmak. Yamamak. Vermek. Yüklemek. Zorlamak. Acı vermek. Atmak.

Chippered : Cıvıltılı sesler çıkarmak. Kuş gibi cıvıldamak. Gevezelik etmek. Cıvıldamak.

Bother : Üzülmek. Can sıkmak. Rahatsız etmek. Zahmet. Baş belası olmak. Sinir bozmak. Daraltmak. Dert. Zahmet etmek.

Hiked : Artırmak. Uzun yürüyüş yapmak. Uzun yürüyüşe çıkmak. Yürümek. Gezinti yapmak. Yükseltmek (fiyatı). Kaldırmak. Dolaşmak. Yukarı çekmek.

Visited synonyms : pocket size, pocket sized, chatted, chitchat, cackle, jaw, chattered, subjecting, chippers, reviewed, natter, cackles, take in, chippering, subjects, chitchats, itinerate, drop by, call upon, knock about, visits, worry, call, haunt, browse around, call at, small scale, bothers, come by, jaunted, torture, coming over, ambulate.

 

Visited zıt anlamlı kelimeler, Visited kelime anlamı

Wide : Ardına kadar. Uzak. Vasi. Geniş. Bol. Geniş bir alanı kaplayan. Gen. Açık. Adamakıllı.

Unlimited : Sonsuz. Hadsiz. Sayısız. Sınırlanmamış. Kayıtsız. Şartsız. Kısıtlamasız. Sınırsız. Limitsiz.

Unrestricted : Kısıtlanmamış. Sınırlamasız. Sınırlanmamış. Serbest. Sınırsız. Kısıtlamasız. Aşırı. Kısıtsız. Tahdit edilmemiş.