Volunteers türkçesi Volunteers nedir

  • Gönüllü yazılmak.
  • İsteyerek yapmak.
  • Gönüllüler.
  • Üstlenmek.
  • Gönüllü olmak.

Volunteers ile ilgili cümleler

English: Every year, the organisation organises a number of meetings of volunteers who go door-to-door to sell Frisian books.
Turkish: Her yıl, örgüt Frizyen dilinde yazılmış kitapları satmak için kapıdan kapıya giden gönüllülerle ilgili çok sayıda toplantı organize eder.

English: The volunteers help the professionals.
Turkish: Gönüllüler profesyonellere yardım eder.

English: How many volunteers did you get?
Turkish: Kaç tane gönüllü aldınız?

English: There were no volunteers for the job.
Turkish: İş için gönüllüler yoktu.

English: Hundreds of police and volunteers are searching thick bushland for a missing three-year-old boy.
Turkish: Yüzlerce polis ve gönüllü yoğun çalılık alanda üç yaşındaki kayıp çocuğu arıyor.

Volunteers ingilizcede ne demek, Volunteers nerede nasıl kullanılır?

Volunteers are required : Belli grup veya dava için kamuya yapılan gönüllük çağrısı. Gönüllüler aranıyor. Gönüllü ihtiyacı var.

Un volunteers : Bm gönüllüler programı.

Volunteer an opinion : Düşünce arz etmek. Fikir sunmak. Fikir teklif etmek.

Military volunteer : Kendi isteğiyle askere giden kimse. Gönüllü asker.

 

Volunteer : Üstlenmek. İsteyerek yapmak. Bir işi gönüllü olarak üstlenen kimse. Gönüllü. Kendiliğinden söylemek. Yapmaya gönüllü olmak. Kendi isteği ile asker olan kimse. bk. yerlikulu. Can atmak. Bir araştırmaya görüşmeci olarak katılmaya istekli olan ancak özellikleri yeterince denetlenmediği durumlarda önemli yanlılıklara yol açabilecek işmen.

Volunteerism : Zamanını belirli bir faaliyete ayırma eylemi (herhangi bir gelir olmaksızın). Gönüllülük. Gönüllü olma durumu.

Voluntary : İstemli hareket. İsteyerek yapılan. Serbest. Kendiliğinden yapılan. Özgür iradeli. İradi. Kasıtlı. Fahri. İstençli. Gönüllü.

Voluntariness : İradilik. İradeli oluş. Gönüllülük. İsteyerek yapma. İstençlilik.

Voluntarism : İstencin eğitimini eğitimin başlıca amacı olarak kabul eden ve bu nedenle öğretimde kuramsal bilgiler yerine istenci güçlendirici gönüllü iş ve etkinliklere önem verilmesini isteyen eğitim görüşü. İnsan istencinin çevreden bağımsız olduğunu, bu istencin doğanın ve toplumun temelini oluşturduğunu savunan düşünce akımı. İradecilik. İstençcilik. İstenççilik. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Gönüllü yardımseverlik.

Voluntarist : İstenççi. İradeci.

İngilizce Volunteers Türkçe anlamı, Volunteers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Volunteers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Volunteered : Gönüllü. Yapmaya gönüllü olmak. Can atmak. Gönüllü girmek. Kendiliğinden söylemek. Kendi isteğiyle teklif etmek.

Serviceman : Servis görevlisi. Araba tamircisi. Tamirci. Hizmetçi. Asker.

 

Own up to : (yaptığı bir şeyi) kabul etmek. İtiraf etmek. Üstüne almak.

Voluntary : İradi. Serbest. Kendiliğinden yapılan. Gönüllü. Özgür iradeli. İstemli. İsteyerek yapılan. Fahri. Kasıtlı. İstemli hareket.

Stand : Ismarlamak. Dayanmak. Katlanmak. (teklif) geçerli olmak. Desteklemek. Tahammül etmek. Durdurmak. Ayakta dikilmek. Gitar sehpası. Gitar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Volunteering : Gönüllülük.

Military volunteer : Gönüllü asker. Kendi isteğiyle askere giden kimse.

Stood : Sineye çekmek. Çekilmek. İhtiyaç duymak. Desteklemek. Kanıtlamak. Kalmak. Ismarlamak. Katlanmak. Ayağa kalkmak. Devam etmek.

Come forward : Ortaya atılmak. Belirli bir amaçla ortaya çıkmak. Öne çıkmak. İleri gelmek. Ortaya çıkmak. Meydana atılmak.

Bear : Çekmek. Gütmek (kin). (birine bir duygu) beslemek. Aklında olmak. Dişini sıkmak. Spekülasyon yapmak. Duymak (sevgi). Yönelmek. Üzerinde bulunmak. Spekülatör.

Volunteers synonyms : endues, accepts, enlist, endue, bears, endued, assumes, accept, volunteer, enlists, support, enduing, assume, inform, military man, military personnel, stands, enlisting, man, be stuck with.

Volunteers zıt anlamlı kelimeler, Volunteers kelime anlamı

Draftee : Askere çağrılan kimse. Askere çağrılan. Askere alınan.

Civilian : Mülki. Sivil. Başı bozuk.

Refrain : Alıkoymak. Çekinmek. Kendini tutmak. Geri durmak. Frenlemek. Nakarat. Kaçınmak. Sakınmak.