Walk out on türkçesi Walk out on nedir

  • Yüzüstü bırakmak.
  • Terketmek.
  • Terk etmek.
  • Bırakmak.

Walk out on ingilizcede ne demek, Walk out on nerede nasıl kullanılır?

Walk : Yürüyüş biçimi. Yürüterek yormak. Yürüyüşe çıkarmak. Gezmek. Üzerinde yürümek. Yürüyüş. Dolaştırmak. Dolaşmak. Adımlamak. Gezinti.

Out : Dışarıda. Kendini belli etmek. Kovmak. Yanmak. Meydana çıkmak. Dışarı atmak. Dışarı. Bayılmak. Nakavt etmek. Dışarı çıkarmak.

On : De. Üstünde. Çakırkeyif. Hazır. Yanmak. Açık. E doğru. Olmakta olan. Devrede. Üzerinde.

Walk out : Grev yapmak. Ayrılmak. Bırakmak. Terk etmek. Yürümek. Yürüyüşe çıkarmak. Protesto için terketmek. Çekip gitmek. Çekilmek. Çıkmak.

Walk out of : Çıkmak. Terketmek. Ayrılmak.

Walk out with someone : Dışarı çıkmada birine eşlik etmek. Biriyle dışarıya çıkmak. Birine dışarıda eşlik etmek. Biriyle dışarıda gezmek.

Come out on top : Zirveye tırmanmak. Kendinin üstünlüğünü kanıtlamak. Zirveye çıkmak. Üstün gelmek.

Walk out with : Gezip tozmak. Çıkmak. Flört etmek.

Come out on strike : Grev yapmak. Greve gitmek.

Being out on bail : Kefaletle kurtulmak. Kefalet ödeyip çıkmak.

İngilizce Walk out on Türkçe anlamı, Walk out on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Walk out on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Abjure : Yüz döndürmek. Yeminle vazgeçmek. Yemin ederek vazgeçmek. Dönmek (dininden). El çekmek. Yemin ederek reddetmek. Vazgeçtigine dair yemin etmek. Yemin edip bırakmak. Tövbe etmek. İnkar etmek.

Walk on : İleri gitmek. Yürümeye devam etmek.

Abandons : Vazgeçmek. Kesmek. El etek çekmek. Viran hale getirmek. Boşlamak. Yarıda kesmek.

Bequeaths : Vasiyet etmek. Miras bırakmak. Miras olarak bırakmak. Vasiyetle bırakmak. Vasiyet.

Abdicated : El çekmek. İstifa etmek. Tacını ve tahtını terketmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Çekilmek. Tahttan çekilmek. Terketmek (tacını ve tahtını). Vazgeçmek.

Chuck : Atmak. Gıdaklamak. Kavrama. İstifra etmek. Fırlatmak. Dışarı atmak. Gıdaklama. Kusarak çıkarmak. Atış.

Expose : Teşhir etmek. Etkisine açık bırakmak. Sergilemek. Maruz kalmak. Ortada bırakmak. Karşı karşıya bırakmak. Açığa çıkarmak.

Turn somebody adrift : Ortada bırakmak. Kendi haline bırakmak.

Desert a sinking ship : Zor durumdayken birini terk etmek. Batan gemiyi terk etmek. Batan gemiyi terketmek.

Gave off : Koku vb'ni yaymak. Yaymak. Neşretmek. Saçmak. Çıkarmak. Dışarı vermek (ısı veya ışık). Kaçırmak. Dışarı çıkartmak.

Walk out on synonyms : forsakes, abdicates, ceding, abdicate, back away, forsake, back off, desolate, turn adrift, cede, cast aside, exposes, abalienate, let down, bequeath, bow out of, chock up, desert, desolating, abandon, jack in, cedes, abdicating, bend the neck, allows, cast off, allow, leave in the lurch, ceded, jilt, leave somebody in the lurch, desolated, deserting.