While away türkçesi While away nedir

While away ingilizcede ne demek, While away nerede nasıl kullanılır?

While : Vakit. -e rağmen. Karşın. Bazen. Sırasında. Süre. -diği halde. Halbuki. İken. Zaman.

Away : Uzakta. Uzak. Buradan. Deplasmanda. Bir yana. Yok. Devamlı. Deplasmanda oynanan. Durmadan. Yola çıkmış.

While away the time : Vakit harcadı. Zaman geçirdi. Vakit geçirmek.

While busy : Meşkulken.

While hungry : Aç karnına.

While the time away : Vakti hoş geçirmek.

İngilizce While away Türkçe anlamı, While away eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak While away ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cross : İkili te. Kesişen. Düzenbaz. Borudan iki yana kol almakta kullanılan bağlantı parçası. Yüksek organizmalarda, genetik olarak farklı dişi ve erkek bireyler arasındaki çiftleşme. mikroorganizmalarda genetik çaprazlama farklı eşey tiplerinin konjugasyonu ile yapılan, virüslerde ev sahibi hücrelerin farklı genotipteki viral parçalar ile enfekte olmasını gerektiren genetik madde değişimi. Öbür tarafına geçmek. Biyoloji, tarih alanlarında kullanılır. Haç. Çaprazlama. Çapraz.

Dillydallying : (argo) oyalanmak. Ayak sürümek. Oyalanma. Ertelemek. Ağır davranmak. Vakit öldürmek. Sallanmak. Geciktirmek. Başka bir zamana bırakmak.

 

Carried : Taşınan. Getirmek. Çakmak. Sevketmek. Taşıyıcılık yapmak. Menzili olmak. Elde etmek. Çekmek. Taşınmış. (yapılan bir oylama sonucunda) kabul edildi veya edilmiştir!.

Bashed : Şiddetle vurmak. Sertçe vurmak. Çarpmak. Sert vuruş. Hızla vurmak. İndirmek. Eğlence. Kuvvetle vurmak. Deneme.

Kill time : Sinek avlamak. Zaman öldürücü. Oyalayıcı. Zaman öldürmek. Vakit geçirmek. Vakit öldürmek.

Conduct : İletmek. Elektriği iletmek. Rehberlik etmek. İdare etmek. Geleneklere, göreneklere, aktöreye, güzellik kurallarına ve ilkelerine göre değerlendirilen ya da yöneltilen kişi davranışı. insanı hayvandan ayırt eden bilinçli, özgür istence dayalı davranış. Olayların kendiliğinden akışı ya da yönlendirme sonucu izlediği süreç. Davranış. Yürütmek. Kılavuzluk etmek. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum.

Carry : Erişmek. Menzili olmak. Ağırlığını çekmek. (toplama ve çarpmada sayıyı sonuncu basamağa) geçirmek. Getirmek. Sağlamak. Üzerinde bulundurmak. Bulaştırmak. Elde.

Come through : Üstesinden gelmek. Atlatmak. Başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak. Becermek. Kendini belli etmek. Gelmek. Kendinden bekleneni yapmak. Sonuca ulaşmak. İyileşmek.

Spend : Giderleme. Geçirmek (vakit). Sperm dökmek (balık). Yemek. Harcamak. Borç karşılığı ödeme, mal ve hizmetler karşılığında para ya da başkaca bir değer verme. mal ve hizmetlerin para ile tanımlanan değeri. Sarfetmek. Harcama yapmak.

 

Communicates : Birbirine açılmak (odalar). Komünyon vermek. Nakletmek. Bağlantılı olmak. Haberleşmek. Anlatmak. İblağ etmek. Tebliğ etmek. Bildirmek. Dertleşmek.

While away synonyms : communicate, spend time, bashes, dillydallied, carries, dillydally, dillydallies, conducts, crossest, bash, communicated, play for time, coming through, deal a blow, pass the time of day.