Wholes türkçesi Wholes nedir

Wholes ile ilgili cümleler

English: She prepares wholesome meals for her family.
Turkish: Ailesi için sağlıklı yemekler hazırlar.

English: All people shall have the right to maintain the minimum standards of wholesome and cultured living.
Turkish: Tüm insanlar sağlıklı ve kültürlü yaşam minimum standartlarını koruma hakkına sahip olacaktır.

Wholes ingilizcede ne demek, Wholes nerede nasıl kullanılır?

Wholesale : Toptan. Toptan satmak. Toptan satış. Toptancılık. Toptan alım satım. Büyük çapta. Toplu. Toptancı (tüccar). Büyük çapta olan. Geniş çapta.

Wholesale banking : Büyük ölçekte banka işlemleri. Büyük miktardaki kredi istemlerini karşılamak amacıyla başka firmalardan veya uluslararası para ve sermaye piyasalarından fon sağlayan, geniş bir iş alanına sahip, müşterileri ile yakın ilişki içinde olan, az sayıda şube ve uzmanla çalışan bankacılık türü. Toptancı bankacılığı. Toptancı bankacılık. Büyü ölçekte bankacılık. Toptan bankacılık.

Wholesale business : Toptancılık.

Wholesale dealer : Toptancı. Toptan satış yapan tecimen. bu işi yapan tecimci. Alım satım etikinliğini parça parça değil de toptan yapan tecimci. kentin düzentasarında bunların etkinliklerine ayrılan bölgenin niteliği.

 

Wholesale dealers : Toptancı.

Wholesale sale : Toptan satış. Malların büyük hacimlerde veya çok miktarda, doğrudan tüketicilere değil, perakendecilere satılmasına dayanan satış biçimi.

Wholesale house : Toptancı ticaretevi. İndirimli satış mağazası. Satılık bina. Toptan satış yapan tecimen. bu işi yapan tecimci. Toptancı firma. Toptancı.

Wholesaler : Dağıtımcı. Toptan mal alıp satan kimse. Toptan satış yapan gerçek ya da tüzel kişi. Toptancı.

Wholesale taxes : Vergi konusu olan malların üretimlerinden tüketimlerine kadar olan aşamalardan yalnız birinde alınan gider vergisi türü. Toplu satış vergileri.

Wholesale store : Toptancı dükkanı.

İngilizce Wholes Türkçe anlamı, Wholes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wholes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Undivided : Pay edilmemiş. Bölünmemiş. Dağıtılmamış. Taksim olunmamış. Müşterek.

Bene : Güzel (latince).

The whole of : -in bütünü.

Well : Fışkırmak. Su kuyusu. Peki. Bagaj. Yeraltı suyundan yararlanmak üzere insan eliyle açılmış, genellikle çember biçiminde, az çok derin çukur. Kaynak. Kaynamak. Asansör boşluğu.

 

Solider : Eksiksiz. Sağlam. Metanet. Sıvı olmayan. Cisimsel. Kübik. Aynı türden. Sağlam karakterli. Yekpare ve içi dolu (madde).

Continuum : Sürekli ortam. Bölünmemiş şey. Sürem. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Süreklilik. Uzay-zaman. Sınırsız sayıda dizil ya da konum içeren kesintisiz bir ölçüm boyutu. Kontinuum. Süreç. Özellikleri, kesiksiz olarak bir yerden bir yere değişen ya da aynı kalan ortam.

Full complement : Tam kadro. Donanım.

Fit : Girmek. Formda. Uydurmak. Zinde. -e uygun olmak. Gitmek. İyi gelmek. Yetenekli. Yerinde.

Alls : Herkes. Her şey. Ne var ne yoksa. Katışıksız. Tümü. Tümünü. Hepsi.

A hundred percent : Kesin. Hepsi. Şüphesiz (yüzde yüz). Yüzde yüz.

Wholes synonyms : wholeness, sum, complete, on the whole, whole, clearest, completes, complement, gross, florid, copacetic, blithering, braw, unity, healthier, monolith, abject, solidest, b, all over the, full, total, absolute, integrity, part, bona, bon, completest, healthful, count of, haled, construct, according to cocker.

Wholes zıt anlamlı kelimeler, Wholes kelime anlamı

Incomplete : Kusurlu. Sonuçlanmamış. Bitmemiş. Tamamlanmamış. Noksan. Natamam. Eksik. Yarım kalan.

Fractional : Küçücük. Kesirlere ait. Cüzi. Kademeli. Azıcık. Çok ufak. Önemsiz. Kesri. Kısmi. Çok küçük.

Misconception : Yanlış kanı. Kavram hatası. Yanlış anlama. Yanlış yorum. Yanlış kavrama. Yanlış fikir. Yanlış kavram. Kavram yanılgısı.