Winked türkçesi Winked nedir

Winked ile ilgili cümleler

English: Ali winked at the girls.
Turkish: Ali kızlara göz kırptı.

English: Ali winked at me.
Turkish: Ali bana göz kırptı.

English: Ali winked at Mary and blew her a kiss.
Turkish: Ali Mary'ye göz kırptı ve ona bir öpücük attı.

English: Ali looked at Mary and then winked at her.
Turkish: Ali Mary'ye baktı ve sonra ona göz kırptı.

English: Ali winked and blew a kiss.
Turkish: Ali göz kırptı ve bir öpücük attı.

Winked ingilizcede ne demek, Winked nerede nasıl kullanılır?

Hoodwinked : Oyuna getirmek. Gözlerini bağlamak. Aldatmak. Dalgaya gelmek. Göz boyamak. Gizlemek. Gözünü boyamak. Kandırmak. Kafeslemek.

Winker : Göz siperi (at). Flaşör. İşaret lambası. Göz kırpan.

Winkers : At gözlüğü. Flaşör. İşaret lambası. Göz siperleri. Göz kırpan. Flaşörler. Dörtlüler.

Eyewinker : Kirpik.

Wink at : Göz etmek. Görmezden gelmek. Olmasına göz yummak. Göz kırparak işaret etmek. Bir şeye göz kırpmak. Görmezlikten gelmek. Görmemezlikten gelmek. Göz yummak. Göz kırpmak.

Winking : Göz kırpma. Kırpma.

In a wink : Kaşla göz arasında. Bir anda.

 

Not sleep a wink : Gözünü bile kırpmamak. Gözünü kırpmamak. Gözüne uyku girmemek.

Wink : Titreyerek parlamak. Göz kırpma. Parıldayıp sönmek. Pırıldamak. Parıldamak. Göz yummak. Çabuk açıp kapamak (farları). Göz kırpmak. Çok kısa süre. Kestirmek.

Not to sleep a wink : Gözünü kırpmama. Gözünü kırpmamak.

İngilizce Winked Türkçe anlamı, Winked eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Winked ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Katabatic wind : Katabatik rüzğarı. Alçalan rüzgar. Katabatik rüzgar. Yüksek basınç alanlarında yukardan aşağıya düşey yönde inen rüzgarlarla, dağlardan alçak ovalara doğru eserek sıkışıp ısınan "fön" gibi kimi rüzgarlara verilen ad.

Carry : Yardım etmek. Menzili olmak. Büyülemek. Götürmek. Getirmek. İçermek. Satışa sunmak. Kabul edilmek.

Conjecturing : Tahmin etmek. Varsayı. Varsaymak. Kestirim. Sanı. Zannetmek. Tahmine dayalı fikir. Hipotez. Sanmak.

Clips : İndirmek (argo terim). Kazıklamak. Klipler. Koşmak. Vurmak. Kelepçe. Kavramak. Hile yapmak. Klipslemek. Kesmek.

Glitter : Parıltı. Parlaklık. Işıldamak. Pırıltı. Göze çarpmak. Parlamak. Göz almak. Işıltı.

Wintertime : Kış zamanı. Kış. Kış mevsimi. Sonbahar ile ilkbahar arasındaki mevsim. Kış mevsimi süresi. Yılın en soğuk mevsimi (genellikle karlı yağmurlu ve soğuktur).

Nictating : İma etmek. Üstü kapalı söylemek.

Studying : Çalışma yapmak. Eğitimini görmek. Saygılı olmak. Gayret etmek. Rol ezberleme. Okumak. Çalışmak. Araştırmak. Çalışma.

Coruscated : Parlamak. Işıldamak.

Bat the eyes : Flört etmek. Kırıştırmak. Kur yapmak. Elde etmeye çalışmak.

 

Winked synonyms : prevailing wind, snow eater, calm air, chinook wind, santa ana, catabatic wind, high wind, sou'wester, sou'easter, east wind, pay regard to, made eyes at, blow, west wind, blink, glisten, effulge, connived, nips, foehn, norther, samiel, glares, nictitated, figure on, glint, oversee, estimate, northwest wind, estimates, twinkle, coruscating, gleamed.

Winked zıt anlamlı kelimeler, Winked kelime anlamı

Summer solstice : Günötesi. Bk. gündönümü. Yaz gündönümü.

Winked antonyms : unbordered.