Wordiest türkçesi Wordiest nedir

  • Söz.
  • Kelimelerle en çok alakalı olan.
  • Çok kelimeli.
  • En çok kelime içeren.
  • Sözü fazla uzatan.
  • Kelime.

Wordiest ingilizcede ne demek, Wordiest nerede nasıl kullanılır?

Wordier : Kelimelerle daha alakalı olan. Söz. Sözü fazla uzatan. Kelime. Daha çok kelime içeren. Çok kelimeli.

Wordily : Konuşkan bir şekilde. Kelimelerle. Kelimelerle alakalı bir şekilde. Çene yaparak. Konuşarak.

Wordiness : Çok kelimeli oluş. Laf kalabalığı. Kelimelerden oluşma. Sözü uzatma. Sözcük çokluğu.

Wording : İfade tarzı. Söz. Lafız. İfade. Sözcüklerle anlatım. Anlatım. Cümle yapısı. İfade etmekte seçilen sözcükler. Anlatım biçimi. Yazılış tarzı.

Wordings : İfade tarzı. Anlatım biçimi. Söz. Üslup. Yazılış tarzı. Sözcüklerle anlatım. Lafız. Anlatım. Cümle yapısı. İfade.

Question wording : Soru sözcüğü. Soru dile getirme. Bir soruya yanlılığa yol açmadan ve yanıtsız kalmadan öngördüğü bilgiyi sağlayabilecek dilsel bir biçim kazandırma.

Swording : Ayırma (sac).

Rewordings : Tekrarlama. Başka kelimelerle ifade etme.

Word book : Sözlük. Kelime kitabı.

Rewording : Başka kelimelerle ifade etme. Başka kelimelerle ifade etmek. Yeniden kelimelere dökmek. Tekrarlama.

İngilizce Wordiest Türkçe anlamı, Wordiest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wordiest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Vocab : Dağarcık (söz veya sözcük veya kelime dağarcığı veya hazinesi veya varlığı). Sözcük. Kelime dağarcığı. (gayriresmi) kelime hazinesi.

Unspoken : Söylenmemiş.

Faiths : Niyet. Bağlılık. Din. İtimat. Hıyanet. Vaat. İtikat. İman. Emniyet. İnanış.

Commitment : Hapis hükmü. Vaat. Üstlenme. Suç işleme. Söz verme, zorunluluk, yüklenme. Bağlantı. Bağlılık. Sorumluluk.

Mute : Yumuşatmak. Ses kaynağının sesinin kesilmesi. Sesi boğmak. Sesini kısmak. Sessizlik. Suskun. Surdin ile kısmak. Okunmayan harf. Dilsiz kimse.

Word : Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb. Bilgi. Sözcüklerle anlatmak. Lügat. Emir. Sözcüklerle ifade etmek. Söylemek. Haber. Parola.

Expression : Bir anlam taşıyan sözlü ya da yazılı bildirim. İbare. Eda. Sıkma. İfade etme. Deyiş. Deyim. Bilgisayar, eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ekspresyon.

Unarticulate : Muğlak. Açık olmayan. Belirsiz. Kolayca anlaşılmayan.

Assurances : Kendine güvenme. Temin. İtikat. Güvence. Vaat. Teminat. Pişkinlik. Kendine çok güvenme. Güven. Sigorta.

Wordy : Gereğinden fazla sözcük kullanan. Fazla uzun (yazı veya ifade). Kelimelerden oluşan. Fazlasıyla uzun konuşan (kimse).

 

Wordiest synonyms : princeton wordnet, wordier, vocable, vocables, faithing, committals, committal, commitments, faith, ensuring, foregoing, the word, tongueless, dixit, assurance, inarticulate, asseveration, engagement, expressions.

Wordiest zıt anlamlı kelimeler, Wordiest kelime anlamı

Articulate : Tane tane söylemek. Söylemek. Eklemlerle birleştirmek. Düşünce ve duygularını rahatça dile getirebilen. Açık bir şekilde telaffuz etmek. Sözlü ifade etmek. Açık seçik konuşmak. Dile getirmek. Açık seçik. Hecelemek.

Terseness : Hissizlik. Üslupta kesinlik. Kısa ve öz olma. Özlülük.

Prolix : Sözü çok uzatan. Ayrıntılı. Sıkıcı. Uzun. Yorucu. Sonu gelmeyen. Bitmek bilmeyen.

Wordiest antonyms : concise.