Work force türkçesi Work force nedir

Work force ingilizcede ne demek, Work force nerede nasıl kullanılır?

Work : Görev. İş yapmak. Üretimi geliştiren en önemli etken; yapılana katılan insan gücü. yapılan işte para ile ölçümlenen insan emeği. Seğirmek. Sızdırmak (para). Çalışmak. Meşgul olmak. Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. iş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir. Emek. İşe yaramak.

Force : Zorlama. Mecbur etmek. Güç. Turfanda yetiştirmek. Kuvvet. Cebir. Zorlamak. Baskı yapmak. Çabuklaştırmak. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.

Work a buttonhole : İliğin kenarlarını dikmek.

Work a miracle : Mucizevi bir şeye neden olmak. Mucize gerçekleştirmek. Bir mucize yaratmak. Keramette bulunmak.

Work accident : İşyerinde meydana gelen kaza. Çalışırken ortaya çıkan kaza. İş kazası.

Work against : -e karşı çalışmak. -in ayağına çalışmak. Aleyhine çalışmak. Zararına çalışmak. Engellemek. -e karşı hareket etmek.

İngilizce Work force Türkçe anlamı, Work force eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Work force ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Labor force : Faal nüfus. İnsan gücü. İşgücü iştirak nispeti. İşgücüne katılma oranı. Beşeri sermaye. İşgücü oranı. İş gücü. İşgücü arzı.

Workpeople : İşçiler. Emekçiler. İşçi sınıfı.

Manpower : İş gücü. İnsan kuvveti. İnsan işgücü. İnsan gücü. İktisat, madencilik alanlarında kullanılır. Bir işi yapabilecek toplam kişi sayısı veya harcanacak emek zaman miktarı. bk. işgücü. El emeği. Emek. Personel.

Labour : ä°şçi partisi üyesi. Doğum sancısı çekmek. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Emekle meydana getirmek. İş gücü. ä°şçi partisi'ne ilişkin. Uğraşmak. Lafı uzatmak. Doğum sancısı. Çalışmak.

Staff : Personel sağlamak. Bir filmin çevrilişinde, bir televizyon izlencesinin hazırlanışında çalışan uygulamanların oluşturduğu birlik. Değnek. Personel. Uzun sap. Kadrolaşmak. Porte (müzik terimi). Kadrosu olmak. Görevli olarak çalışmak. Kurmay.

Manpowers : İnsan kuvveti. İş gücü. İnsan gücü. Emek. Personel. El emeği. Adam. İnsan işgücü.

Labour force : Bir toplumda 15-64 yaşlar arasındaki nüfus bölümü. Etkin nüfus içinde yer alıp, cari ücret düzeyinde ve çalışma koşullarında çalışanlar ile işsizlerin toplamı. toplam nüfustan çalışamayacak durumda olan nüfusun (örneğin 15 yaşından küçük, 65 yaşından büyük olanların, ev kadınlarının, öğrencilerin, mahkumların, ordu mensuplarının, çalışmasını engelleyen fiziksel veya zihinsel engeli olanların) ve çalışmak istemeyenlerin çıkarılmasıyla ulaşılan nüfus. Coğrafya, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. İşçi sınıfı. Aktif nüfus. Faal nüfus. Bir ülkede ya da işletmede, üretime ya da herhangi bir işe katılan ve bunun gerçekleşmesini sağlayan insan emeğinin tümü.

 

Labours : Çaba harcamak. İş gücü. Emek vermek. Lafı uzatmak. Uğraşmak. Emek. Doğum sancısı çekmek. Doğum sancısı. Emekle meydana getirmek.

Labor : Emek vermek. Tecimsel nitelikte yapılan işlem ve çalışmalar. verimin sağlanılması için harcanan özdeksel ve tinsel insan gücüne ya da sonucuna verilen ad. (taşıt) yavaş yavaş ilerlemek. İş. Doğum sancısı. Uğraşmak. Çaba harcamak. İş gücü. Bkz.labour.

Personnel : Memur yasasına bağlı olmayan sürekli ya da geçici çalışanlarla kurumlarda ücret ya da gündelik karşılığı çalıştırılan kişi. İsmen. Personel. Çalışan. Eleman. İş görenler. İşyeri çalışanları. Kadro.

Work force synonyms : shop floor workers, workforce, employees, shop floor.