Yancık nedir, Yancık ne demek

Yancık; Tarih alanında kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Zırh.

Köylü kadınların yanlarına sarkıttıkları örme süsler.

Kadınların, yün eğirirken sol kalçalarına astıkları ve üstünde iğ çevirdikleri kösele parçası.

Çobanların azık torbası.

Tarih terimi olarak anlamı:

Atların sırtına geçirilen zırhlı örtü.

Teknik terim anlamı:

Kese, torba, boyundan geçirilerek yana asılan çanta.

At zırhı, çukal.

Oturacak yeri, sağrı, kıç.

Yancık kısaca anlamı, tanımı

Yancı : Kahvelerde oynanan oyunları seyreden ve bedavadan yiyip içen kimse. Düşmana karşı ilerleyen bir kuvvetin yandan gelebilecek baskınlardan korunmak amacıyla oluşturduğu emniyet birliği

Yancıklı : Sağrısı büyük olan.

Geçirilen : Mefrûgün leh.

Çobanlar : Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.

Oturacak : Sandalye, tabure, kanepe gibi üstüne oturulan şey.

Üstünde : Üstündeki, karşılığı üs'ta.

Asılan : Dik ve yüksek bir yerde asılı gibi duran.

Zırhlı : Zırh giymiş ya da zırh kaplanmış. Büyük bir bölümü mermilere ve uçak bombalarına karşı bir zırhla korunmuş, genel olarak büyük tonajlı açık deniz gemisi.

Kösele : Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi. Bu deriden yapılan.

 

Geçiri : Vaktini geçirerek.

Sarkıt : Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi, damla taş, stalaktit.

Sağrı : Memeli hayvanlarda bel ile kuyruk arasındaki dolgun ve yuvarlakça bölüm.

Köylü : Köyde yaşayan veya köyde doğmuş olan. Köy halkı. Köydeş. Kaba, anlayışsız.

Çukal : Eskiden savaşta atlara giydirilen zırhlı örtü ki bir çeşidini savaşçılar da giyerlerdi.

Sırtı : Sentetik malzemelerden yapılan, uç, karın ve kuyruk kısmında olmak üzere 2-3 adet üçlü olta iğnesi taşıyan, genellikle yem balığı biçimli yüzer oltalar.

Sarkı : Sargı.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Torba : Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç. Er bezi, husye, testis. Vücutta meydana gelen şişlik. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Çanta : Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap.

Diğer dillerde Yanbölüm anlamı nedir?

Osmanlıca Yanbölüm : fasıl