Yapan nedir, Yapan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ardıç ve gomalak ağacının, yatay büyüyen dalları.

Yapan ile ilgili Cümleler

    Yapalı ile ilgili Cümleler

    • Onu hemen şimdi yapalım.
    • Ne yaparsak yapalım, Mustafa tatmin olmayacaktır.
    • Biraz daha yapalım.
    • Bunu bu defa hatasız yapalım.
    • Sadece birbirimizi tanımıyormuş gibi yapalım.
    • Senin geleceğin hakkında ciddi bir konuşma yapalım.
    • Bir şey olmamış gibi yapalım mı?
    • Sadece bunu yapalım.
    • Bugün ne yapalım?
    • Önce bunu yapalım.
  • Bu gürültüyü yapan ne?
  • Onu yapanın ben olmadığıma eminim.
  • Ameliyatı yapan doktor şimdi Tom'un ailesi ile konuşuyor.
  • Bağımlılık yapan bütün ilaçlar, beyinde dopamin salgılanmasını arttırır.
  • Onu yapanın Mustafa olduğunu düşünüyor musun?
  • Onu yapan kişi Mustafa değildi.
  • Yapanın kim olduğu belli.
  • O, yardım çağrısı yapan birini duydu.
  • Ali muhtemelen bunu yapan kişidir.
  • Diyet yapan ve vücut ağırlığının yüzde onuna kadar bir oranda kilo vermiş olan her on kişiden sekizi, beş yıl içinde bu kiloları geri almaktadır.
  • Onu yapanın sen olduğunu biliyorum.

Yapan ile ilgili Atasözü veya Deyim

yuvayı yapan dişi kuştur : “evin kadını anlayışlı, idareci ve tutumlu olursa ancak o zaman evde dirlik düzenlik sağlanır” anlamında kullanılan bir söz.

Yapan tanımı, anlamı

Yapa : Ekinin, toprak üstündeki bölümü. Kırkılmış koyun yünü. Yapağı

 

Değişiklik yapan beta büyüme etkeni : Birçok hücre tarafından meydana getirilen ve bazı hücrelerin bölünmesini uyaran, bazı hücrelerin bölünmesini ise engelleyen bir glikoprotein. Transform yapan beta büyüme faktörü.

Evini yapana yardım : Özellikle işsiz sayısı çok olan geri kalmış ülkelerde, konut yapımında ucuzluk ve etkinlik sağlamak amacıyla kamu kuruluşlarının desteği ile, iyesinin emeğinden, akçal gücünden, iş bilgisinden, becerisinden ve yakınlarının yardımlaşma olanaklarından yararlanarak konutsuz aileleri konutlandırma yöntemi.

Kan gözesi yapan doku : (karşılık: hemopoiyetik doku), Ak-ve al-kan yuvarları ile diğer tip kan gözelerinin meydana getirildiği dokular; kemik iliği, lenf düğümü gibi.

Kan hücresi yapan doku : Lenfoyit doku, miyeloyit doku (kemik iliği) gibi kan hücrelerinin meydana getirildiği dokular. Hemopoietik doku, lökopoietik doku.

Miyozis yapan ilaç : Gözün pupillasındaki sempatik etkiyi kaldırarak göz pupillasının daralmasına neden olan ilaç.

Sarmal yapan sarmal : Birçok bakteride DNA bağlama proteinlerinde görülen DNA bağlama motifi. Heliks yapan heliks.

Yazarla işbirliği yapan : Bir yapıtın ortaya çıkması hazırlıklarında birlikte çalışan kimse.

 

Yini yapan : Yeniyapan (köy/ Mucur).

Gomalak : Mobilya cilası ve zamk yapımında kullanılan, alkolde eriyen bir tür hayvansal reçine.

Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).

Dalla : Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.

Ardıç : Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus).

Ağacı : Ağabey, büyük erkek kardeş. Zakkum.

Yatay : Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan, ufki.

Goma : Deste, demet, bağ. Yardım. Bak!. Bak hele!. Hemen bak!. Değil mi?. Haydi, hele!. Çabuk: Goma git, goma gel.

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Yata : Yatağı.

Ardı : Soğan, sarımsak bağları, demetleri. Heybenin iki gözünü ayıran kısım. Erzurum kenti, Horasan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Yapağıda parlaklık anlamı nedir?

İngilizce'de Yapağıda parlaklık ne demek ? : brightness