Yasannamak nedir, Yasannamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir işi yapmayı tasarlayıp, olanak gözetmek.

Gizlice gözlemek, izlemek, incelemek.

Kestirmek, öngörmek.

[Bakınız: yasanlamak].

İm, işaret koymak.

Hazırlamak.

Yasannamak kısaca anlamı, tanımı

Yasan : Dokuztaş oyununda üç taşı bir sıraya dizme. Birdenbire yapılan baskın, korkutma (oyunda). Düzen, oyun, dalavere. İm, belirti. Bir işi yapma isteği, hazırlığı, kararı. Öngörü. Düzen. İnsanın önceden tasarlayıp ulaşmak için çabalarını üzerinde yoğunlaştırdığı bir erek. Tertip, düzen. Bir işi yapma isteği, karar

Yasa : Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural. Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü, kanun. Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü. Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel. Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum.

Hazırlamak : Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek. Birini herhangi bir şeyi yapabilecek veya bir şeyi yüklenebilecek duruma getirmek. Bir şeyi ortaya koymak, gerçekleştirmek. Alıştırmak. Bir maddeyi elde etmek. Sebep olmak, yol açmak. Önceden düzenlemek. Önlem almak, sağlamak.

 

Yasanlamak : Bir işi yapmayı tasarlayıp, olanak gözetmek. Gizlice gözlemek, izlemek, incelemek. Kestirmek, öngörmek. Saptamak. Öğrenmek: Olduğu yeri yasanladım. Sezmek. Düzenlemek, gözden geçirmek: Ben onu birkaç gün önce yasanlamıştım. Öfkesini geçirmek, yatıştırmak (birinin). Buyruğu altına almak, aşağılamak. Nişanlamak, sözlemek, başını bağlamak.

İncelemek : Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenli bir biçimde anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek.

Hazırlama : Hazırlamak işi, anıklama.

Kestirmek : Kesme işini yaptırmak. Kısa bir süre uyumak, şekerleme yapmak. Anlamak, farkına varmak. Akıl yolu ile gerçeğe yakın bir yargıya varmak, tahmin etmek. Kesilmesini sağlamak, kesilmesine yol açmak. Karar vermek.

Kestirme : Kestirmek işi. Tahmin. Oturduğu yerde hafif ve kısa süreli uyuma. Kaynatılıp limon sıkılarak koyulaştırılmış şeker şerbeti. Kısaca, özet olarak. Amacı fazla uzatmadan anlatan. Alışılanın dışında kısa olan (yol), kese.

Gözlemek : Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek, intizar etmek. Korumak, kollamak. İncelemek, araştırmak. Dikkatle bakmak, gözlemlemek, tarassut etmek. Gizlice bakmak, gözetlemek.

İnceleme : İncelemek işi, tetkik. Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma.

Öngörmek : Bir işin ilerisini kestirmek veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilmek ve ona göre davranmak.

Gözetmek : Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek. Kayırmak. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak. Kollamak, beklemek. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak.

 

Gözetme : Gözetmek işi.

Gizlice : Kimseye göstermeden, kimseye belli etmeksizin, gizli olarak, zuladan.

İzlemek : Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek. Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek. Belirli bir yönde gitmek. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek. Gözlemek, incelemek. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak. Bir olayın gelişimini gözden geçirmek. Bir şeye uymak, bağlı olmak. Herhangi bir olayla ilgilenmek.

Öngörme : Öngörmek işi.

Gözleme : Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.

İncelem : Bir konuyu incelemek ya da bir durumu saptamakla görevlendirilen kişice hazırlanmış, yazılı açıklama ve görüşler.

Kestir : Yaman.

Olanak : İmkân.

Diğer dillerde Yasanlılık anlamı nedir?

İngilizce'de Yasanlılık ne demek ? : purposefulness