Yavuz dil vermek nedir, Yavuz dil vermek ne demek

Teknik terim anlamı:

Acı sözler sözlemek.

Yavuz dil vermek anlamı, kısaca tanımı

Dil vermek : Başkasının aybını ortaya çıkarmak, söz taşımak. Konuşma kudreti vermek

Yavu : Yitik. Akılsız, sersem. Yabanıl, insana sokulmayan (insan, hayvan). Tembel, ağır davranışh. [Bakınız: yavı]. Çirkin. Yersiz, biçimsiz söz. Anlamsız konuşan, geveze. Yahu. [Bakınız: yava]. Antalya şehrinde, Kale belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Çorum şehrinde, İskilip ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Kütahya şehri, Simav ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sivas kenti, Karayün bucağına bağlı bir bölge. Sivas şehrinde, Yavu nahiyesine bağlı bir yer.

Yavuz dil : Nazar değmesine sebep olacak kötü söz.

Dil : Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.

 

Verme : Vermek işi.

Vermek : Üzerinde, elinde ya da yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Sahip olmasını sağlamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Tespit etmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kazandırmak, katmak. Doğurmak. Ondan bilmek, atfetmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ödemek. Ayırmak, harcamak. Bırakmak veya bağışlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Yaymak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Dayamak. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.

Yavuz : Güçlü, çetin. İyi, gürbüz, güzel. Kötü, fena.

Sözlemek : Evlendirmek üzere söz kesmek. Söylemek.

Sözleme : Sözlemek işi.

Acı söz : Kişinin onuruna dokunan, gönlünü inciten söz.

Acı : Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

Diğer dillerde Yavruya bağlı güç doğum anlamı nedir?

İngilizce'de Yavruya bağlı güç doğum ne demek ? : fetal dystocia