Yaynıkmak nedir, Yaynıkmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dikkat dağılmak.

Genişlemek, ferahlamak.

Yerinden, yuvasından uzaklaşmak, soğumak, tedirgin olmak.

Yaynıkmak tanımı, anlamı

Yaynık : Dağınık öteberi. Ayran kabı

Yerinden yaynıkmak : Yerinden oynamak, ayrılmak: Yerinden yaynığana yitmiş iki bela.

Uzaklaşmak : Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek. Yabancılaşmak, ilgisi azalmak.

Genişlemek : Geniş duruma gelmek, büyümek. Yaygın duruma gelmek. Bollaşmak. Rahat bir duruma gelmek, açılmak, ferahlamak.

Ferahlamak : Genişlemek, açılmak. Sıkıntısı, tasası dağılmak. İç açıcı duruma gelmek. Serinlemek.

Uzaklaşma : Uzaklaşmak durumu.

Genişleme : Genişlemek işi.

Ferahlama : Ferahlamak işi veya durumu.

Tedirgin : Rahatı, huzuru kaçmış, bizar.

Dağılmak : Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.

Yerinden : Soylu.

Yerinde : İyi, yeterli. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde. Durumunda.

Tedirgi : Bir dizge ya da denkleme uygulanan, onun niteliğini çok bozmadan biraz etkileyen etken. İkincil önemdeki etkenlerin, birincil görüngüde oluşturduğu, değişiklikleri hesaba katarak olayı tüm olarak betimleme.

 

Dağılma : Dağılmak işi. Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.

Soğumak : Isısını hızla veya yavaş yavaş yitirerek soğuk duruma gelmek. Birine veya bir şeye duyulan istek, sevgi ve ilgi kalmamak.

Soğuma : Soğumak işi.

Dikkat : Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık. İlgi, özen. "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

 

Ferah : Kalp, gönül, iç vb.nin sıkıntısız, tasasız olma durumu. Havadar, aydınlık, iç açıcı (yer). Bol, geniş.

Diğer dillerde Yaymaçlı gösterim anlamı nedir?

İngilizce'de Yaymaçlı gösterim ne demek ? : anamorphic projection