Younger türkçesi Younger nedir

Younger ile ilgili cümleler

English: Ali is a bit younger than me.
Turkish: Ali benden biraz daha genç.

English: Alexander is not younger than Vladimir.
Turkish: Alexander, Vladimir'den daha genç değildir.

English: Ali brought along his younger sister.
Turkish: Ali küçük kız kardeşini beraberinde getirdi.

English: Ali gets along well with everyone in Mary's family except her younger brother.
Turkish: Ali onun erkek kardeşi hariç Mary'nin ailesinde herkesle iyi geçinir.

English: Ali definitely looks younger than Mary.
Turkish: Ali kesinlikle Mary'den daha genç görünüyor.

Younger ingilizcede ne demek, Younger nerede nasıl kullanılır?

Younger brother : Küçük kardeş.

Younger generation : Çocuklar. Yeni nesil. Daha genç kuşak.

Younger sister : Küçük kardeş.

Cato the younger : Marcus porcius cato uticencis (iö 95 - iö 46). Eski roma cumhuriyeti'nde bir devlet adamı. Cato the elder'ın (ihtiyar cato) torununun oğlu. Genç cato.

Make younger : Gençleştirmek.

Young animal : Balak. Yavru.

Young ambition : Gençlik hevesi.

Young animals : Yavru. Balak.

Young adult : Genç yetişkin. Genç erişkin.

Youngers : Küçük. Genç. Daha genç.

İngilizce Younger Türkçe anlamı, Younger eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Younger ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Green : Hasta görünen. Yeşil. Taze. Toy. Yeşile boyamak. Yeşil alan. Yeni. Acemi. Ham.

Juvenile : Genç erkek rolü. Çocuk. Olgunlaşmamış. Temel olarak ergin bireylere benzeyen fakat henüz eşeysel olgunluğa erişmemiş olan genç bireyler. Gençlikte olan, gençliğe ait olan. Tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Jüvenil. Yavru. Delikanlı. Otuz yaşına kadar olan erkeklerin canlandırabileceği rol.

Ladlers : Kızan. Genç erkek. Erkek çocuk. Sıvı taşıyan bir şey. Delikanlı. Kepçeyi sıvının içine batıran ve servis yapan kimse. Genç adam. Garson. Dil edinim düzeneği.

Bittier : Minicik. Bölüm bölüm. Kısım kısım. Minik. Parçalardan oluşan. Parçalı.

Greenest : Toy. Acemi. Yeşil. Yeşil alan. Taze. Yeşillendirmek. Rengi atmış. Yeşermek. Yeşil renk.

Dinkey : Ehemmiyetsiz. Küçük lokomotif.

Saplings : Fidan (epey boy atmış). Delikanlı. Genç çocuk. Fidan. Körpe ağaç.

In petticoats : Yaşı küçük (bir kız ile ilgili).

Baby : Şımartmak. Henüz süt emme çağında bulunan çocuk; genellikle bir yaşından daha küçük olan çocuğa verilen ad. Aşırı bir özenle bakmak. Bebek muamelesi yapmak. Her ihtiyacını karşılamak. Bebeksi. Hayvan yavrusu. Bala.

Younger synonyms : jr., youngers, juveniles, chalet, sapling, ladler, bitty, child, biddy, antlike, cairn terrier, adolescents, lad, bantams, juniors, adolescent, bittiest, junior, little, chalets, sophomoric, dinky, boxy, compact, biddies.

Younger zıt anlamlı kelimeler, Younger kelime anlamı

Senior : Son sınıf öğrencisi. Yaşlı. Yaşça daha büyük. Yaşça büyük. Daha yaşlı. Kıdemli kimse. Son sınıfla ilgili. Son sınıfa ait. Baba. Üst düzey.