Zoka nedir, Zoka ne demek
Zoka; kökeni rumca dilinden gelmektedir.
- Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası

- Aldatıcı şey, tuzak, hile.
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
Olta iğnesinin baş veya pala kısmına balık görüntüsü verilerek kurşun dökmek suretiyle oluşturulmuş ve bir balığı yakalamada kullanılan olta.
İngilizce'de Zoka ne demek? Zoka ingilizcesi nedir?:
fish-shaped lure
Zoka hakkında bilgiler
Zoka balıkçılıkta, büyük balıkları tutmakta kullanılan ucu iğneli kurşun parçası.
Zoka anlamı, kısaca tanımı:
Büyük : Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Önemli. Üstün niteliği olan. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Niceliği çok olan. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest.
Balık : Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı. Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.
Tutmak : Ele geçirmek, yakalamak. Alacağa veya vereceğe saymak. Ulaşmak, varmak. Sürmek, zaman almak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Avlamak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. İş görebilmek. Kapatmak, sarmak. Beklenen sonucu vermek. Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Yaklaştırmak. Sarmak, bürümek. Varsaymak, farz etmek. Bir şey düşünmek. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Uğramak. Bağlamak. Hizmetine almak veya kiralamak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Kullanmak. Hedef olarak almak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Bırakmamak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Benimsemek, beğenmek. Biriktirmek, tasarruf etmek. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Kaplamak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. İşgal etmek. Başlamak. Gereğini yapmak, yerine getirmek.
İğneli : İğne ile tutturulmuş, iğnelenmiş. İğnesi olan. Kırıcı, gücendirici, dokunaklı, onur kırıcı, kinayeli.
Kurşun : Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C'de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb). Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan mermi. Bu elementten yapılmış.
Parça : Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Pasaj. Nesne. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Güzel, alımlı kız veya kadın. Tane.
Zokayı yutmak : Aldatılıp zarara sokulmak.
Küçük : Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Kısık, parlak olmayan (ses). Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niteliği aşağı olan, bayağı. Küçük abdest. Yaşı daha az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
Biçim : Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Tarz. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.
Tuzak : Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo. Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzenek.
Hile : Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika.
Balıkçıl : Uzun bacaklılardan, boynu ve gagası uzun, su kıyılarında yaşayan, balık yiyerek beslenen büyük bir kuş (Ardea cinerea). Balıkla beslenen, balık yiyen.
Şey : Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.
Zokak : Sokak
Diğer dillerde Zoka anlamı nedir?
İngilizce'de Zoka ne demek? : n. cast, plummet, spoon
Fransızca'da Zoka : leurre [le]

Bu kısımda Zoka nedir? Zoka ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Zoka tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Zoka hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.