Zonk nedir, Zonk ne demek

Zonk; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • “Zonklamak” anlamındaki zonk zonk atmak , “vücudun bir yeri çok zonklamak” anlamındaki zonk zonk zonklamak deyimlerinde geçer

Zonk ile ilgili Cümleler

  • Dün gece içtiğim tüm votkadan dolayı başım zonkluyor.
  • “Sağ koluma bir ok saplanmıştı sanki, bir yerden bir sinir zonk zonk atıyordu.”
  • Burada zonklayan bir ağrım var.

Zonk kısaca anlamı, tanımı

Zonk zonk : Bir damar atar gibi (ağrıma için)

Zonk zonk atmak : Zonklamak.

Zonk zonk etmek : Zonklamak.

Zonklama dönümü : Dönümlü olarak şişip büzülen değişen yıldızlarda art arda gelen iki şişme ya da büzülme arasındaki zaman farkı.

Zonklamak : Vücudun bir yeri nabız atışı gibi, kesik kesik ağrımak veya sancımak.

Zonklatmak : Zonklamasına yol açmak, zonklamasına sebep olmak.

Zonklayan yıldız : Yürek gibi şişip büzülerek atan bir değişen yıldız.

Zonkuldamak : Peşinden koşmak.

Zonkur : Duygusuz.

Zonkurdamak : Zonklamak.

Zonklama : Zonklamak işi.

Geçer : Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan. Geçme özelliği olan. Geçer not. Beğenilen, makbul, mergup.

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

 

Deyim : Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir.

Atmak : Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

Atma : Atmak işi.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Diğer dillerde Zonar plasenta anlamı nedir?

İngilizce'de Zonar plasenta ne demek ? : zonary placenta