Çalpalamak nedir, Çalpalamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yoğurt, pekmez ve benzerleri şeyleri sulandırarak ezmek.

Çalkalamak (sıvılık.).

Kaynatılan şıra köpürmek.

Çalpalamak kısaca anlamı, tanımı

Çalp : Çevik, tetik

Çalpa : Labada denilen bitki. Adaçayı. Beceriksiz, eli işe yakışmayan. Dalgaların karaya vurup dağılması hali. [Bakınız: çalba].

Çalpala : Çalkalamak, karıştırmak. Iğdır ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Çalkalamak : Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.

Çalkalama : Çalkalamak işi.

Köpürmek : Köpük yapmak, köpük oluşmak, köpük çıkararak kabarmak. Gerekli gereksiz, aralıksız ve bıktırıcı konuşup durmak. Çok kızmak, birdenbire öfkelenmek, feveran etmek. Ekşiyip köpüklenmek.

Köpürme : Köpürmek işi.

Yoğurt : Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz, kıvamlı bir süt ürünü.

Pekmez : Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Kayna : Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.

Sulan : Bataklık, sazlık, sulu yer : Deredeki sulanda çok sivrisinek vardır.

Çalka : İçinde mısır patlatılan veya kahve kavrulan tava. [Bakınız: çalkağı]. Pamuk kozasını temizlemekte kullanılan en seyrek kalbur.

Ezmek : Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek. Üzmek, sıkıntıya sokmak. Harcamak. Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek. Yenmek, sindirmek. Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek. Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak.

Köpür : Ağaçtan ağaca geçmekte kullanılan merdiven.

Şeyle : Şöyle.

Şıra : Henüz mayalanmamış üzüm suyu. Bazı meyve ve sebzelerin özü. Süzülmüş afyon. 1.Üzüm suyu. 2.İncir suyu. 3.Üzüm, erik, dut ve benzerleri meyvelerin suyu. 4.Tatlı. Bir yaşındaki katır. 1.Büyük dalyan 2.Dalyana balık girdiğinde, reisin ağ toplama emri. Üzüm suyu.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Köpü : Öküz.

Ezme : Ezmek işi. Bitkilerin etli ve yumuşak kısımlarını macun kıvamına getirmek üzere parçalama, katı ve telsel kısımlarını süzerek ayıklama işlemi. Soğan ve domatesin çok küçük parçalara bölünmesiyle hazırlanan bir meze türü. Sebzelerin ezilmesiyle yapılmış olan meze.

Diğer dillerde Çalma hastalığı anlamı nedir?

İngilizce'de Çalma hastalığı ne demek ? : kleptomania