Çarşı ağası nedir, Çarşı ağası ne demek

Çarşı ağası; bir tarih terimidir.

  • Çarşıyı ve esnafı düzen altında tutmakla görevli kimse

Tarih'teki anlamı:

Çarşının kamu düzeninden ve özellikle geceleri korunmasından sorumlu görevli.

Çarşı ağası anlamı, tanımı:

Çarşı : Dükkânların bulunduğu alışveriş yeri.

Esnaf : Küçük sermaye ve zanaat sahibi. Kötü yola sapmış olan kadın. Başlıca düşüncesi, mesleğinin bütün inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kimse.

Düzen : Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Dolap, hile. Alet edevat takımı. Yerleştirme, tertip. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.

Altın : Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au).

 

Tutmak : İşgal etmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Kapatmak, sarmak. Sarmak, bürümek. Yaklaştırmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Hedef olarak almak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Elde bulundurmak, ele almak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Kullanmak. Başlamak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. İzlemek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. İş görebilmek. Ulaşmak, varmak. Kaplamak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Benimsemek, beğenmek. Bırakmamak. Bir şey düşünmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Bir kimsenin yerini almak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Alacağa veya vereceğe saymak. Ele geçirmek, yakalamak. Beklenen sonucu vermek. Sunmak. Bağlamak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Hizmetine almak veya kiralamak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Avlamak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Sürmek, zaman almak. Varsaymak, farz etmek. Uğramak.

Görevli : Resmî görevi olan kimse, memur. Görevi olan, vazifeli.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.