Çekincek nedir, Çekincek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz.

Tetik: Senin tüfeğin çekinceği kırılmış.

Çekincek anlamı, tanımı

Çekin : Meşe ağaçlarında olan iri bir çeşit meyve. Bağ çubuklarının açılmak üzere bulunan gözlerini bitten korumak için kullanılan ökse. Omuz. Öğeciğin ağırlığını veren artı yüklü özek taneciği. A kütle numarası, Z öğecik numarası ve çekirdeksel erkesi ile belirlenen bir öğecik çekirdeği ya da belirli bir yerdeşi

Çeki : Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

Çekince : Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz.

Çekingen : Her şeyden çekinen, ürkek, tutuk (kimse), muhteriz.

Utangaç : Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan, sıkılgan, mahcup.

Çekinge : Kaçınma, sakınca: Çekingeli davrandı.

Garış : İlenç. Karış (uzunluk için): Benim boyum yirmibeş garıştan fazladır. Eski türkçe karış: karış. Karış. Karış, ölçü birimi.

 

Tetik : Ateşli silahlarda ateşlemeyi sağlamak için çekilen küçük parça. Dikkat ve özen gerektiren, nazik. Çabuk davranan, çevik, dikkatli, uyanık.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Yüzün : Yüz üstü, yüzükoyun.

Buğur : Buğra.

Tüfe : Dokuma tezgâhlarında tarağı tutan ve mekik ipliklerini sıkıştırmaya yarayan araç. Ocak başı. 2.Topraktan yapılmış bir çeşit ocak. Bilezik. [Bakınız: tüketici fiyat dizini].

Kırı : Eşek yavrusu, sıpa.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Güne : Çok güneş alan yer.

Teti : Küçük çocuk eli.

Seni : Yüksek, yüce.

Baks : Gemiye hayvan yüklerken kullanılan sandık.

Diğer dillerde Çekince işlevi anlamı nedir?

İngilizce'de Çekince işlevi ne demek ? : risk function