Çete nedir, Çete ne demek

"Çete" ile ilgili cümle

  • "Feti Bey, piyadece gezen azgın bir çete gibi hareket hâlindeydi." - K. Korcan

Yerel Türkçe anlamı:

Kısa boylu.

(<İsl. Çeta) Çete, eşkıya

Tarih'teki anlamı:

Düzenli ordu dışı silahlı küçük birlik.

Osmanlı İmparatorluğunda çoğunlukla sayısı yüzden az olan, yağma ya da keşif amacıyla düşman topraklarına gönderilen akıncı birliği.

Sosyoloji'deki anlamı:

Genellikle toplumsal çevrece onanmayan ortak bir amacın ve yüz yüze ilişkilerin birleştirip sıkı sıkıya birbirine bağladığı bireylerden oluşan küme. (Özellikle suçlu çeteleri'ni anlatmak için kullanılır.)

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Çocukların kuş vurmak için kullandıkları sapan. (Çaltı *Gelendost - Isparta)

Bilimsel terim anlamı:

Ortak bir amaca ulaşmak için kendi kararlarıyle aralarında sıkı bir birlik kuran küme. (Toplumsal gelişimde on yaşlarında başlayarak yeni yetmelik ötesine değin sürer.)

İngilizce'de Çete ne demek? Çete ingilizcesi nedir?:

gang, guerilla

Çete kısaca anlamı, tanımı:

Çete savaşı : Küçük asker birlikleri veya çeteler tarafından düşmanı yıpratmak için her türlü yola başvurarak yapılmış olan savaş.

 

Çeteci : Çeteden olan kimse.

Çetecilik : Çetecinin yaptığı iş.

Çetele : Çizilerek veya oyularak açılan kertik. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı.

Çetele çekmek : Hesap tutmak amacı ile bir yere çizgiler çizmek.

Çeteleşme : Çeteleşmek işi.

Çeteleşmek : Çete durumuna gelmek.

Çeteleştirme : Çeteleştirmek işi.

Çeteleştirmek : Çete durumuna getirmek.

Çeteleye dönmek : İnsanın yüzünde veya başka bir tarafında birçok kesik ve sıyrık oluşmak.

Yapmak : Düzenli bir duruma getirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Evlendirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Salgılamak, çıkarmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Dışkı çıkarmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Olmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Onarmak, tamir etmek. Davranmak, hareket etmek. Gerçekleştirmek. Olmasına yol açmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Edinmek, sahip olmak. Üretmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir durum yaratmak. Yol almak.

Etraf : Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit. Yanlar, taraflar. Çevre.

Korkutmak : Kaygıya düşürmek. Gözdağı vermek. Korkmasına yol açmak.

Topluluk : Sanatçı grubu. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Vücudun dolgun olma durumu. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet.

 

Ordu : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri. Çok sayıda insan, kalabalık. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü.

Birlik : Bölünmezliği içeren yalın bütün. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir arada olma durumu, vahdet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması.

Silahlı : Silahı olan.

Çetederesi : Çorum şehri, Alaca ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Çetek : Kabak çekirdeği.

Çetel : Kur'a: Ben çetelime razıyım. Ham, olmamış: Bu meyve daha çetel. Uç tarafı ikiye ayrılan ağaç dalı: Bizim ağaçlarda çok çetel var.

Çetele çekmek : hesap tutmak amacı ile bir yere çizgiler çizmek.

Çetele kağıdı : Sundurma veya antrepoya boşaltılmadan, aracın üzerinde gümrük işlemlerinin yapılıp, gümrükten çekilen eşyanın mal sahiplerine teslim edilen miktarını gösteren belge.

Çeteleci : Ormandan kesilen odunları bir tüccar adına teslim alan, alım ve satım hesaplarını tutan memur: Aylığı 45 liraya çetelecilik yapıyor.

Çetelemek : Veresiye hesap açmak. Çapalamak.

Çeteleye dönmek : insanın yüzünde veya başka bir tarafında birçok kesik ve sıyrık oluşmak.

Çeteleyi şaşırmak : Ne yapacağını bilememek, pusulayı şaşırmak.

Çeten : Saman taşımak için kağnılara konulan büyük sepet. Çamaşır sepeti. Ahırın bir tarafında yavrular için ayrılan yer. Kenevir tohumu. Saman ölçü birimi. Çitten yapılmış ambar. Kamıştan duvar: Ben oraya kuyu kazdım, çeten diktim. Mısırları koçanlarıyle kurutmak için çubuklardan yapılan kulübemsi yer. Üstü allı yeşilli kilimle örtülü gelin kağnısı. Çitten örülmüş, silindir biçiminde, ayaklı mısır ambarı. Saman taşımaya yarayan, dört yanı kilim ya da hasırla çevrilmiş kağnı, at arabası. Saman taşımak için kağnının dört kazığı arasına kem ile örülen örtü. Saman taşımak için hazırlanmış kağınının dört uzun kazığı arasına 'kem' le örülen örtü Ot saman koymak için kullanılan büyük sepet Saman taşımaya yarayan büyük sepet (I) Üstü dal ve kamışlarla örtülen, içine yirmi ile otuz kadar kuzu alabilen, 1 m. kadar derinliğinde kuzu barındırma çukuru. (Yenikent *Aksaray -Niğde) Ağılın kenarına yapılan etrafı çevrili kuzu koruma yeri. (Yeşilyurt, Sarıdeğirmen *Haymana -Ankara) (II) Saman çekilirken kağnının yanlarına konulan çul. (Alcılı *Delice -Ankara) Fazla saman taşıyabilmeleri için kağnılara konulan ince fındık dallarından örülmüş kanatlar. (Büyükdivanköyü -Çorum)

Çete ile ilgili Cümleler

  • Bir çetenin saldırısına uğradı. Darp edildi ve soyuldu.
  • Çetenin hepsi burada.
  • Onlar çete olduğumuzu düşünüyorlar.
  • O daha önce olduğu gibi, pislik motosiklet çetesi üyesi değil.
  • Bir çetenin saldırısına uğradı. Dövüldü ve çantası çalındı.
  • Lander ayaklanmanın ve çete davranışının yoksulluğun ve kötü ekonomik koşulların bir sonucu olduklarını varsayıyor.
  • Çete, Mustafa adında acımasız bir suçlu tarafından yönetiliyor.
  • Ali çeteye sızmayı planlıyor.
  • Çete bir soygun planlıyordu.
  • Ali bir motosikletli çete üyesine benziyordu.

Diğer dillerde Çete anlamı nedir?

İngilizce'de Çete ne demek? : [Cete] n. ancestor, predecessor, forerunner, progenitor

n. gang, band, bunch, mob, push, ring

Fransızca'da Çete : bande [la], maquis [le], guérilla [la]

Almanca'da Çete : n. Bande, Freischärler, Gang, Horde

Rusça'da Çete : n. партизанский отряд (M), шайка (F)