Ön doğru nedir, Ön doğru ne demek

Ön doğru; bir mantık terimidir.

  • Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut, koyut, postulat.
  • İspatsız kabul edilen önerme, postulat

Ön doğru anlamı, kısaca tanımı:

Bilim : Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

Kuruluş : Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Yapı, yapılış, bünye. Kurulma işi.

Temel : Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur.

Görev : Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. İşlev. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş.

 

Görmek : Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Ziyaret etmek. Sahne olmak, geçirmek. Anlamak, kavramak, sezmek. Yanına gidip konuşmak. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak. Yapmak, etmek. Gezmek. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Almak. Bir şeye erişmek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Bir işleme uğramak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Vermek. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Çok değer vermek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek.

Birlik : Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bir arada olma durumu, vahdet. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet.

Belik : Saç örgüsü.

Kabul : Bir yere alınma. Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma. Bir öneriyi uygun bulma, onaylama. Sunulan bir şeyi, armağanı alma. Akseptans. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma.

Önerme : Önermek işi. Kabul edilmesi için öne sürülen düşünce, teklif. Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim, kaziye.

Postulat : Ön doğru.