Önyan olmak nedir, Önyan olmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Umulmadık durumla karşılaşınca ne yapacağını bilmemek, şaşırmak.

Önyan olmak anlamı, tanımı

Önya : Balkon

Olma : Olmak işi.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

Şaşırmak : Ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek, içinden çıkamamak. Herhangi bir durum karşısında şaşkınlık duymak, hayret etmek. Doğru, gerçek ve gerekli olanı ayırt edemeyecek duruma gelmek.

 

Şaşırma : Şaşırmak işi.

Umulma : Umulmak durumu.

Bilme : Bilmek işi. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Şaşı : Birbirine paralel görme ekseni olmayan (göz veya kimse). Gözlerini çarpıtarak.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Yapa : Ekinin, toprak üstündeki bölümü. Kırkılmış koyun yünü. Yapağı.

Ne : Türk alfabesinin on yedinci harfinin adı, okunuşu. Hangi. Şaşma veya abartı bildiren bir söz. Her şey. "Sana ne, bana ne" gibi sorularda "ne ilgisi var" anlamına gelen bir söz. Neon elementinin simgesi. Nasıl. Neden. Soru biçiminde şaşma bildiren ünlem. Hangi şey. Birçok şey.

Diğer dillerde Önündelik hali anlamı nedir?

Fransızca'da Önündelik hali nedir ? : praeëssif