Importunes türkçesi Importunes nedir

  • Israrla istemek.
  • Başının etini yemek.
  • Sıkboğaz etmek.
  • Tutturmak.
  • Can sıkmak.

Importunes ingilizcede ne demek, Importunes nerede nasıl kullanılır?

Importune : Başının etini yemek. Israrla istemek. Tutturmak. Durmadan istemek. Can sıkmak. Sıkboğaz etmek.

Importuned : Tutturmak. Başının etini yemek. Israrla istemek. Sıkboğaz etmek. Can sıkmak.

Importunely : Sık boğaz ederek.

Importuner : Birinin başının etinin yiyen. Çok üsteleyen kimse. Çok ısrar eden. Can sıkan kimse.

Importunate : Sırnaşık. Sürekli bir şeyler isteyen. Doymaz. Israrla isteyen. Çok ısrarcı. Yapışkan. Gözü doymayan. Israr eden. Açgözlü. Yılışık.

Importunately : Acilen. Çok aşırı üsteleyerek. Acil bir şekilde. Çok ısrarlı bir şekilde. Yapışkan bir biçimde. Israrla.

Import commerce : İthalat ticareti.

Import custom lists : Özel listeler al.

Import based on special agreements : Özel anlaşmalara dayanan dışalım. Nato altyapı ve kıyıötesi harcamaları kapsamında yapılan ve “ithalat” yönetmeliği’nce düzenlenen dışalım türü.

Importunity : Sıkıştırma. Başının etini yeme. Tedirgin etme. Sırnaşıklık. Tacizlik. Usandırıcı ısrar. Bıktırıcı ısrar. Arsızlık.

İngilizce Importunes Türkçe anlamı, Importunes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Importunes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Solicits : Dilemek. Teşvik etmek. Asılmak (erkeğe). Baştan çıkarmaya çalışmak. Israrla rica etmek. Yalvarmak. Davetkar konuşmak (fahişe). Tahrik etmek. (yardım veya bir iyilik vb) istemek.

Hustled : İtişip kakışmak. Hile ile satmak. İki ayağını bir pabuca sokmak. İtmek. Dürtmek. İtelemek. Gözünü dört açıp çok çalışmak. Acele ettirmek. Acele etmek. Yaltaklanmak.

Exacted : İstemek. Gerektirmek. Mecbur tutulmuş. Cebren alınmış. İcbar edilmiş. Mahkemeye celbedilmiş. Zorlamak. Zorla almak. Haraca kesilmiş. Zorla alınmış.

Pester : Kancalamak. Balta olmak. Asıntı olmak. Rahat vermemek. Kafa ütülemek. Askıntı olmak. Taciz etmek. Sıkmak. Musallat olmak.

Pray : Dua etmek. Rica etmek. Af dilemek. Yalvarmak. Yakarmak. Dua. Yalvarma. Namaz kılmak. İbadet etmek. Dua okumak.

Solicited : İstemek. Davetkar konuşmak (fahişe). Baştan çıkarmaya çalışmak. Tahrik etmek. Kışkırtmak. Yalvarmak. Asılmak (erkeğe). Rica edilen. İstenen. Dilemek.

Nag : İhtiyar at. Durmadan azarlamak. Vır vır etmek. Dırdır etmek. Vırlamak. Daima kusur bulmak. Ufak at. Dırdırcı tip. Söylenip durmak.

Chagrins : Gücenmek. Ümidini kırmak. Sıkmak. Üzülmek. Hayal kırıklığına uğratmak. Tasalanmak. Rezil etmek. Üzmek. Utandırmak.

Rush : Acele. Yetiştirmek. Şiddetli esmek. Koşmak. Telaş etmek. Acele etmek. Kazıklamak (ingiliz ingilizcesi). Koşturmak. Aceleye getirmek. Düşünmeden girişmek.

Push for : Can atmak. Arzulamak. Şiddetle talep etmek.

Importunes synonyms : implore, bothering, dismays, henpecking, press for, astrict, henpeck, solicit, rushes, hustle, beg, braid, exact, bond, annoys, hustles, act up, bug, badger, henpecks, besiege, rushing, dismay, bind, insist, nag at, bother, attach, clasp, bugging, importune, nagged, anchoring.