In play türkçesi In play nedir

  • Oyunda.
  • Top oyunda.
  • Şaka olarak.
  • İşlemde.
  • Alan dışına çıkan topun, bir oyuncu elinden tekrar alana sokularak oyunun yeniden başlaması.
  • Basketbol alanında kullanılır.
  • Alay için.

In play ile ilgili cümleler

English: When did you begin playing golf?
Turkish: Ne zaman golf oynamaya başladın?

In play ingilizcede ne demek, In play nerede nasıl kullanılır?

In : İç. İktidardaki. İçeri. Olarak. Halinde. İçeri doğru yönelen. Mevsimi gelmiş. İçeriye. Dahili. De.

Play : Numarası yapmak. Kımıldanmak. Hareket etmek. Sunmak. Sözsüz ve müzikli ya da müziksiz (raks, pandomim ve benzeri), sözlü ve müzikli (tiyatro, opera, operet ve benzeri) olup sahnelerde oynanabilen ürünler. Oynamak. Oynatmak. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. Bahis yapmak. Eğitim, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor durumda. Zor bir halde. Sıkıntıda. Zor bir durumda.

In a bad light : Negatif bir yolla. Kötü bir ışıklı. Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta.

In a bad mood : Aksiliği üzerinde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Hoş olmayan bir davranış halinde. Kötü bir ruh halinde. Aksiliği üstünde.

In a bad temper : Kızgınca. Sinirli. Öfkesi burnunda. Sinirli olarak. Kızgın. Burnundan soluyan. Öfkeli. Öfkeli olarak.

 

İngilizce In play Türkçe anlamı, In play eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In play ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

As a joke : Şakacıktan.

Act of throwing goal : Bir oyuncu, sayıya gidecek atış yaparken karşı takım oyuncularından biri tarafından engellenirse, bu sayıya giden atış olarak kabul edilir ve hakemler tarafından sapkıyı yapan oyuncunun takımı zararına 2 serbest atış cezası verilir. Sayıya giden atış.

Dead bali : Ölü an. Kuralların gerektirdiği anlarda ve durumlarda, hakemin işaretleriyle oyunun ve oyun saatinin durdurulması anı.

For fun : Mahsus. Eğlence için. Şaka diye. Şaka olsun diye. Zevk için. Öylesine. Zevk olsun diye. Gırgırına.

In jest : Mahsus. Şakadan. Gırgırına. Şakacıktan.

End lines : Dip çizgiler. Dip çizgisi. Oyun alanının çember yönüne rastlayan sınırını belli eden karşılıklı çizgiler.

Drag dribble : Topu, yerden az bir yükseklikte zıplatarak götürme. Alçak top sürme.

Double hand pass : Çift elle pas verme. Çift elle top aktarma. Bir oyuncunun, topu, yakınındaki takım arkadaşına iki eliyle tutarak aktarması.

Basket : Sele. Sepet. Zembil. Balon sepeti. Pota. Sepettopunda sayı yapılacak yer. bu, 0,45 metre çapında demir bir çember olup altında bir ağ asılıdır. çember ile ağ bir sepet biçimindedir. sepettopu oyununu bulan amerikalı profesör james naismith, oyunu, önce öğrencilerine kağıt sepetleriyle oynattığından oyun bu ad ile anılmıştır. Sayı. İnce kamış, söğüt dalı, hayıt, tel ve plastikten örme veya geçirme biçimiyle yapılandırılmış çeşitli biçimde oluşturulan yapıtlar olup genellikle iç sularda kullanılan, balığın içerisine girmesini sağlayan bir kapısı veya huni biçiminde bir giriş yeri bulunan, içine çekici yem konan, balıkların bir kez girdikten sonra çıkamayacağı biçimde yapılandırılmış tuzaklar. Çember (basketbol).

 

Backboard : Çarpma tahtası. Pota (basketbol oyununda kullanılır). Arka tahtası. Çalışma duvarı. Pota. Bir ağ takılı olan pano. Ucunda sepetin asılı bulunduğu tahta. tahta ya da saydam, fakat kırılmaz bir maddeden yapılır. yerden 2.75 metre yükseklikte olup uzunluğu 1.80, yüksekliği ise 1.20 metredir. Aynalık. Arkalık.

In play synonyms : charged time out, border lines, basketball, jestingly, jocularly, dead ball, bounce pass, bordered zone, double foul, centre point on side lines, back court.