Infiltrating türkçesi Infiltrating nedir

Infiltrating ile ilgili cümleler

English: Hackers find new ways of infiltrating private or public networks.
Turkish: Hackerlar, özel ya da kamuya açık ağlara gizlice girmek için yeni yollar arıyorlar.

Infiltrating ingilizcede ne demek, Infiltrating nerede nasıl kullanılır?

Infiltration : Filtreleme. İnfiltrasyon. Süzme. Kapı, pencere aralıklarından oda havasının değişmesi. Nüfuz. Gerçek kimliğini gizleyerek girme (örgüt veya kuruluş vb'ne). Gizlice sokulma. Doku veya organda bulunmaması gereken hücre, ödem sıvısı veya herhangi bir materyalin birikmesi, yayılması veya normalden fazla bulunması. süzme veya süzülme. dokuya sızan veya toplanan madde. Yağmur ve kar sularının, çatlak ya da geçirimli katmanlardan yeraltına geçmesi olayı. Sızma.

Infiltration anaesthesia : Açlık çukurluklarına yapılan yerel infltrasyon anestezisi sırasında anestezik maddenin ensizyon yapılacak hat civarına ters l harfi benzeri veya bir çizgi boyunca enjekte edilmesi gibi yerel anestezik çözeltisinin doğrudan anestezi edilmek istenen doku içine enjekte edilmesiyle oluşturulan anestezi biçimi. İnfiltrasyon anestezisi.

Infiltration analgesia : İnfiltrasyon analjezisi.

Infiltration anesthesia : İnfiltrasyon anestezisi.

 

Infiltrations : Süzme. Süzülme. Sızma.

Infiltrate : İnfiltrat. Süzmek. Sokulmak. Sızmak (örgüt, kuruluş vb'ne). Sızmak. Çoğalmak. Gizlice girmek. Sınırdan içeri sızmak. Gerçek kimliğini gizleyerek girmek (örgüt, kuruluş vb'ne).

Lichenoid infiltration : Likenoid infiltrasyon. Hücrelerin epidermise paralel, çizgiler halindeki infiltrasyonu.

Virus infiltration route : Virüs sızma yolu.

Piggyback infiltration : Beleş giriş.

Infiltrated : Gizlice girmek. Sızmak. Sokulmak. Süzmek. Gizlice girilmiş (bina veya üs vb).

İngilizce Infiltrating Türkçe anlamı, Infiltrating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Infiltrating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Percolation : Sızıntı. Suyun taş veya toprak içinde hidrostatik basınçla oluşan hareketi. suyun toprakta, belli bir kanal olmaksızın yeraltı su tabakasına doğru yaptığı hareket. Sızma. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Dipteki gözenek ve çatlaklar yoluyla, suların yeraltına kaçma olayı. Süzülme. Perkolasyon. Süzme.

Draw near : Yakınlaşmak. Yaklaşmak. Yanaşmak.

Emanates : Ortaya çıkmak. Fışkırmak. Oluşmak. Doğmak. Zuhur olmak. Sadır olmak. Akmak. Yayılmak. Çıkmak.

Escape : Sızıntı yapmak. Kaçıp kurtulmak. Firar etmek. Aklına gelmemek. Kurtulmak. Kaçmak. Paçayı sıyırmak (argo terim). Kaçak yapmak. Firar.

Emanate : Akmak. Yayılmak. Çıkmak. Fışkırmak. Oluşmak. Zuhur olmak. Sadır olmak. Doğmak. Ortaya çıkmak.

Bolt : Tavan saplaması. Kaçmak. Tüymek. Katları oluşturan oyuncuların bir sürgü gibi kapanıp açılmalarına dayanan oyun biçimi. Futbol, madencilik alanlarında kullanılır. Sürgü düzeni. Sürgülemek. İki parçayı birleştiren yuvarlak, çelik burmalı çivi. Çiğnemeden yutmak.

 

Edge in : İçine sokmak. Yanaşmak.

Distill : Ayrıştırmak. Saflaştırmak. Bkz.distil. Damıtmak. İmbikten geçmek. Taktir etmek. Biçimlenmek. Süzülmek. Özünü çıkarmak.

Penetration : Nüfuz. Bilgisayar, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. İçe işleme. İyice anlama. Gizlice girme. Parçacıkların ve ışınımların özdek içine derinliğine sokulabilme özelliği. Etki. Keskinlik (göz). İçe girme. Zeka.

Incursion : Hücum. Akın. Tecavüz. Baskın. İstila. Saldırı.

Infiltrating synonyms : exuded, clarified, bolts, cuddled up, contemplate, edge up, crept, drains, exude, cuddle up, clarifies, sneaks, encroached, contemplated, decants, effuses, infiltrate, clarifying, infiltrates, infiltrated, emanated, contemplating, filtration, come up, effuse, encroaches, emanating, come closer, snuck, creep, bolted, cuddle up to, decant.