Şepe nedir, Şepe ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Çığ. 2.Yelin biriktirdiği kar yığıntısı. 3.Sulu sepken yağan kar.

Boğa gerdanındaki sarkık et.

Mayasız hamurdan yapılan sac ekmeği.

[Bakınız: şepit].

Yufka ekmeği.

Küçük, kalınca sac ekmeği.

Kar yığını.

Şepe tanımı, anlamı

Şepeminderi : İçinde az yün ya da pamuk olan ince minder

Şeperze : Dağınık, bakımsız.

Yufka ekmeği : Pideden daha ince açılan bir çeşit ekmek.

Sac ekmeği : Mayalanmış hamurun oklava ile daire şeklinde açılıp sac üzerinde pişirilmesiyle elde edilen ekmek.

Hamurdan : Yahudilerin yaptıkları bir çeşit ekmek.

Yığıntı : Bir araya yığılmış şeyler kümesi.

Mayasız : İçinde maya bulunmayan. Kötü huylu.

Kalınca : Kalına yakın.

Gerdan : Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü. Şişmanlarda çenenin altındaki tombulluk. Kesim hayvanlarında boyun.

Sarkık : Aşağı doğru uzanmış veya uzanmış, sarkmış, sölpük, salpa, gevşek.

Sepken : Kısa süreli ve az yağan yağmur, kar.

Yığın : Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Yağan : Yağmur, kar. Aksaray şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Sarkı : Sargı.

Yufka : Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı. Sacda pişen bir ekmek türü. Zayıf, ince, dayanıksız.

Şepit : Hamurdan çok ince açılarak sacda pişirilen ekmek.

Hamur : Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. İyi pişmemiş (ekmek ve hamur işleri). Kâğıtta tür, nitelik. Öz, asıl, maya.

Kalın : Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Yoğun, akıcılığı az olan. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Enli ve gür (kaş). Pes (ses). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Etli, dolgun.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Diğer dillerde Şenlik salonu anlamı nedir?

İngilizce'de Şenlik salonu ne demek ? : festival theatre