Ağara nedir, Ağara ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Avare, işsiz, boş gezen.

Ağara ile ilgili Cümleler

    Ağar ile ilgili Cümleler

    • Tom'un saçı ağarıyor.
    • Ahmet'in gezmediği ülke kalmadı, saçı ağardı kendi çocuk kaldı.
    • Götünün kılları ağarmış hâlâ ikiyüzlü ve fitnecisin!
    • Yüzümü ağartacağını biliyorum.
    • Küçük kız gün ağarırken uyandı.
    • “Artık tan sökünceye kadar gelsin gazeller, şarkılar, feryatlar.”
    • “Bu saçları değirmende ağartmadık, siz birbirinize âşıksınız sanırım”
    • “Kalın perdenin ardında gün ağarmıştı.”
    • Onu son görüşümden sonra Tom'un saçları ağardı.
    • Tom'un saçı ağardı.
    • Tom'un saçı daha otuz olmadan ağarmaya başladı.
    • Saçı dertten ağardı.
    • “Tan yeri ağarmış, gündüz olmaya başlamıştı.”
    • “Ben o eski adam değilim, şakaklarım nasıl beyazlanmış, görmüyor musun?”
    • “Genç kadının yüzü kireç gibi ağarmıştı.”
    • “Bu akşamki gerçek, ortalık ağarmadan tersine döner.”
    • Gün ağarana kadar mahkumlara işkence ediyorlar.
  • Yakında gün ağaracak.
  • Gün ağarana kadar mahkumlara işkence ediyorlar.
  • Ali gün ağarana kadar eve gelmedi.

Ağara ile ilgili Atasözü veya Deyim

ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez : “belirtileri meydanda olan yaşlılık ve izleri ortada duran üzüntü ne yapılsa gizlenemez” anlamında kullanılan bir söz.

 

Ağara tanımı, anlamı

Ağar : Ağaç gövdesinden oyulan su yalağı. Ahır. Ağır, yavaş. Ağır. Ağır, karşılığı ar. Sadık, doğru sözlü. Yükselir, yücelir

Ağara yatırmak : Daldırma yapmak, soğuktan müteessir olan veya kök salması istenen sürgünleri toprağa gömmek.

Ağarabilme : Ağarabilmek işi.

Ağarabilmek : Ağarma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Ağaran : [Bakınız: ağartı]. Süt, yoğurt, ayran ve benzerleri ürünler. Uzaktan ancak seçilebilen hafif beyazlık, ışık.

Ağaranlık : Koyun, keçi gibi süt veren hayvan.

İşsiz : İşi olmayan. Cari ücret düzeyinde çalışma istek ve yeteneğine sahip olmasına rağmen iş bulamayan kişi.

Avare : İşsiz, işsiz güçsüz, başıboş, aylak.

Gezen : Bir yaşında keçi, oğlak. İki yaşında ki dişi keçi. [Bakınız: gez]. [Bakınız: gezem]. Sonbaharda ağaç yaprakları üzerinde meydana gelen tatlı madde. Su bölümü çizgisinin iki tarafındaki deve boynu iniş çıkışlar.

Avar : Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk. III-V. yüzyıllar arasında Moğolistan'da, VI-IX. yüzyıllar arasında Orta Avrupa'da yaşamış bir halk.

Geze : Gelinin çeyiz kaldırma töreni. Düğünden sonra oğlan ve kız tarafının verdikleri karşılıklı ziyafet. Öküz arabasının iki oku arasına, açıklığı koruması için gerilen ağaç. Gezinti yeri.

Boş : İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Anlamsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).

Diğer dillerde Ağaçlı yol anlamı nedir?

İngilizce'de Ağaçlı yol ne demek ? : alley