Adjectives türkçesi Adjectives nedir

Adjectives ile ilgili cümleler

English: Nouns, pronouns, verbs, adjectives, adverbs, articles, prepositions, conjunctions, and interjections are the parts of speech in English.
Turkish: İsimler, zamirler, fiiller, sıfatlar, zarflar, makaleler, edatlar, bağlaçlar, ve ünlemler İngilizcede konuşma parçalarıdır.

English: These adjectives are all positive.
Turkish: Bu sıfatların hepsi olumlu.

Adjectives ingilizcede ne demek, Adjectives nerede nasıl kullanılır?

Distributive adjectives : Üleştirme sıfatları.

Qualitative adjectives : Nicelik sıfatları.

Adjective law : Usul hukuku. Şekli hukuk. Şekil hukuku.

Attributive adjective : Bir koşaç fiilinden sonra değil ama bir isimden önce kullanılan sıfat (gramer). Niteleme sıfatı.

Compound adjective : Birden çok kelimenin kendi anlamlarını koruyarak veya değiştirerek tek bir anlam oluşturacak biçimde bir araya gelmesiyle oluşan sıfat: boşboğaz (kadın), ağırbaşlı (davranış), kalın kafalı (koca), tezcanlı (adam), birtakım (işler), birçok (kimse), cingöz (çocuk), başıboş (hayvan) eli açık (kimse), beyaz tenli (kız), güler yüzlü (genç), cana yakın (çocuk) vb. Birleşik sıfat. (gramer) iki bölümden oluşan ve genellikle tire ile yazılan sıfat (örneğin : never-ending, worn-out). Bileşik sıfat. Sıfat tamlaması.

 

Distributive numeral adjective : Asıl sayılar üzerine -ar, -şar eklerinin getirilmesiyle kurulan ve ilgili olduğu nesneyi sayı bakımından paylaştırma, dağıtma, ayırma ve bölük bölük gösterme yönlerinden açıklayan sıfatlar: beşer soru, üçer kez, ikişer el, birer defter, yedişer kişi vb. Üleştirme sayı sıfatları. Üleştirme sayı sıfatı.

Interrogative adjective : Adın yerini, sayısını, durumunu ve zamanını soru yoluyla belirten sıfat: kaç defa, hangi çocuk, kaçıncı kat, ne zaman gibi. || aile yadigarları ne güne duruyor? rehine veririz, bir şey yaparız (a. h. tanpınar, yaz yağmuru, s. 50). bu işi kaç günde bitirebilirsiniz? hangi şarkıcılar, hangi, şarkılar?... (y. k. karaosmanoğlu, göst.e.: s. 109). ada’da kayınbabasının köşkünde kaldıkları zamanlar kaç sabah şafağın taze saatlerinde barbunya avlamıştı? (a. ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 85). ne zaman ondan bahsedecek olsam elime sarıldınız, bana başka şeyler anlattınız (a. h. tanpınar, yg, s.316) vb. Soru sıfatı.

Ordinal numeral adjective : Varlıkların sırasını veya derecesini bildirmek üzere sayı adlarından +(ı)ncı/+(u)ncu ekiyle genişletilerek sıra kavramı bilriren sayılar: ikinci, altıncı, yedinci, onuncu, üçüncü vb. Sıra sayıları. Sıra sayı sıfatı.

Qualificative adjective : Niteleme sıfatı. Varlıkları durum, biçim, renk vb. bakımlardan niteleyen sıfat: sonra türk kumandanının daha toz konmamış olan yumuşak ve geniş koltuğuna yerleşti. (ö. seyfettin, beyaz lale, s. 150). uzun ve uzak gurbetlerde zannedildiğinden çok fazla kaybeder; ilk kazançlarının değeri düşer (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi: türk şiirinde büyük ürperme, s. 293). çöl gecesinin soğuk karanlığı içinde dizi dizi ampul ışıklarına doğru yaklaşıyoruz (f. r. atay, gezerek gördüklerim: dicle üstünde bağdat, s. 69). bu seste insanı küçük hesaplardan, hırslardan… ve dertlerden utandıran bir şeyler vardı (t. buğra, dönemeçte, s. 5). hasta evvela, muğlak ve meçhul, gizli ve karışık düşüncelerin baskısı altında kısılmız zekakısının hayreti bir şey anlatmak istiyor, fakat kendi de anlatamıyordu (p.safa, şimşek, s. 229). burada büyük millet asil ve mağdur çehresiyle bakıyor, ıslak gözleriyle yardım istiyor zannediyorum ve bu beni evvelkinden daha derin ürpermelerle sarsıyor, sarsıyor (r. n. güntekin, acımak, s. 48) vb. Nitelik sıfatı.

 

Demonstrative adjective : İşaret sıfatı. İşaret sıfatları. Somut ve soyut varlıklarla türlü nesne ve kavramları yer, zaman ve tasavvurda uzaklığına göre işaret ederek belirten, sıfatlar: bu, şu, o: bu zevahir alemindeki her fiilimiz o ulvi sarhoşluğu bozmadan başka bir şeye yaramadı (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 15). şimdi bu geceler üstünden boğaz'ın çabuk akan suları kadar çok zamanlar geçti (a. ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 226). bari, şu hastalık olmasaydı (a. h. tanpınar, huzur, s. 18). bu ümidin ne kadar zayıf olduğunu size bir kelime ile söyliyeyim (a. h. tanpınar, göst.e. s. 337). bu şiirler, bizim gençliğimizin lezzeti ve zerafeti olmuştu. o zaman haşim'in musikisine denilebilir ki, kimse erişememişti (a. ş. hisar, ahmet haşim-yahya kemal'e veda, s. 118). şu memlekette bilhassa "benimdir"in manasını yeniden öğretmeye lüzum vardı (a. n. asya ayın aynasında, s. 10). bu kan kokusu, bu vuruş kırış, bu öç, bu zulüm nedir, deme (s. ayverdi, yusufcuk, s. 120) vb. bk. sıfat. Gösterme sıfatı.

İngilizce Adjectives Türkçe anlamı, Adjectives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Adjectives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attributions : Atıf. Dayandırma. Yorma. Niteleme. Bağlama. Öz nitelik. Nitelik. Hassa. Özellik.

Character : Nitelik. Özellik. Huy. Bir olay ya da bireyin ayırıcı özellikleri toplamı. Ira. Şan. Bir oyuncunun bir filmde ya da televizyon oyununda yaratması gereken kişilik. Harf. İnsanın etkinliklerine, yaşama koşullarına bağlı olan ve eylemlerinde açığa vurulan durağan düşünüş özelliklerinin tümü. Tabiat.

Determinants : Etken. Belirleyici faktör. Determinant.

Superlative : En üstünlük derecesi. Süper. Üstün. En üstün derece. En üstün. Üstünlük derecesi. Sıfatlardaki niteliğin bir şahıs veya nesnede en üst derecede bulunduğunu göstermek üzere başvurulan ve sıfat tamlaması önüne en, pek gibi zarfların getirilmesi ile kurulan karşılaştırma derecesi: bilmezsiniz, uykuları ne kadar hafiftir; en küçük bir çıtırtı bile onları uyandırır (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları s. 93). ormanın bu en boş, en kuytu parçasında dünyayı hatırlatan insanı ölüme yaklaştıran, gönlüne üzüntüler veren bir hal, bir tesir vardı (r. h. karay, memleket hikayeleri s. 88). fakat beni mazur gör. ben kendimi ilahların en merhametlisine vakfettim (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 39). pek yakında size müjdeli bir haber getireceğimi unutmayın vb. Enüstünlük derecesinde sözcük. Süperlatif.

Positive degree : Yalın durum. Sıfatların yalın hali. Eşitlik derecesi.

Modifier : Düzenleyici malzeme. Niteleyen cümlecik. Kristalleştirici. Dönüştürücü. Anlam değiştirici. Tamamlayıcı. Düzenleyici. Değiştiren şey. Değiştirici. Niteleyici.

Epithet : Tamlayan. Nitem. Söz (övücü veya hakaret edici). Yakıştırma. Sanlık. Belgeç. Herhangi bir türün isminde, cins isminden sonra yazılan, türün adını belirleyen sıfat ya da isim. pinus (cins ismi) nigra (epitet). Hakaret.

Attributive : Niteleyen. Niteleyici sözcük. Niteleyici. Veren. Atfeden.

Attributives : Niteleyici sözcük.

Adjective : Biçimsel. Bir özne, konu ya da nesneyi niteleyen ve değerleme ölçeklerinde ölçüm sürekliliği üzerindeki çeşitli kesim noktalarını göstermeye yarayan sözcük. Tabi. Sabitleştiricili. Bağlı. Yüklenç. Nitem. Sıfat gibi kullanılan.

Adjectives synonyms : classifying adjective, qualifying adjective, descriptive adjective, relational adjective, major form class, adjectival, comparative, positive, adjektive, capacity, superlative degree, comparative degree, adj, characters, attribution, capacities, determinant, qualifier.

Adjectives zıt anlamlı kelimeler, Adjectives kelime anlamı

Substantive : Sağlam. Asli. Maddi. Sabit. Varlık belirten. Ad. Önemli. Bağımsız. Canlı ve cansız varlıklara, çeşitli somut ve soyut kavramlara ad olan kelime türü: ayşe, hasan, ağaç, yaprak, doğruluk, incelik, ordu, toplum, buluş, akış vb. adlar özel ad, tür adı, somut ad, soyut ad, topluluk adı gibi türlere ayrılır. bunlara bk. || (almanca nomen; fr. nom; ing. noun) bir oluş ve kılış bildiren fiilin dışında kalan ve ad gibi çekilebilen kelime sınıflarının tümüne verilen ad; ad, sıfat, zamir, edat, bağlaç ve ünlemi içine alan geniş kapsamlı ad; ad soylu söz: ağız, dil, pınar, incelik, acı, tatlı, yürekli, yüreksiz; ben, bizler, siz, sizler; yanında, gerisinde; fakat, ancak; evet, hayır, of, eyvah vb.