Affaires türkçesi Affaires nedir

Affaires ingilizcede ne demek, Affaires nerede nasıl kullanılır?

Statement of affaires : Batkı dengelemi. Borçlarla alacakları ve özvarlıklan göstermek üzere batkınlık kararından sonra düzenlenen dengelem.

Affaire : İlişki. Hikaye. Aşk ilişkisi. Mesele.

Affair of honor : Namus meselesi. Şeref meselesi.

Affair of honour : Namus meselesi. Şeref meselesi.

Affair of state : Kamu işleri. Devlet işleri. Hükümeti ilgilendiren konular.

Affair of the heart : Aşk meselesi. Gönül işi.

Espionage affair : Casusluk faaliyeti gerektiren veya içeren olay.

Caroline affair : (1837-1842) abd vatandaşlarının gemilerle kanadalı isyancılara malzeme taşıdığı ve kanada yandaşlarının caroline adlı amerikan gemisini yok ettikleri olay (abd ile britanya arasında gerginlik yaratmayla sonuçlandı). Caroline alayı.

Make an affair of something : Mesele yapmak.

Affair of the diamond necklace : Kraliçe'nin elmas kolyesi olayı. Kamuoyunca suçlu bulunan kraliçe marie antoniett'in de karıştığı merak konusu skandal. Fransa'da 16'ncı louis'nin sarayında fransız devrimi'nden hemen önce meydana gelmiş. Kraliçe'nin kolyesi.

İngilizce Affaires Türkçe anlamı, Affaires eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Affaires ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Baloneys : Bir cins salam. Saçma sapan. Palavra. Saçmalık. İpe sapa gelmez şey. Zırva. Saçma. Yalan.

Baloney : Yalan. Saçma sapan. Saçma şey. Saçma. Saçmalık. Şişman salam. Bir cins salam. Palavra. İpe sapa gelmez şey.

Businesses : Ticaret. Faaliyet. Alım satım. İşyeri. Konu. İş. Ticarethane. Görev. Firma.

Amourette : Gönül işi.

Fabling : Öykü. Meşhur. Fabl. Masal. Yalan. Efsane. Uydurmasyon. Boş laf etmek.

Anecdote : Öykücük. Anekdot. Menkıbe. Eğitimsel ve öğretimsel amaçlarla, ilginç tarihsel kişi, olay ve çağlardan söz eden küçük öykü türü. bk. öykünce, örnek, öykü, gerçekçi masal, saga. Kısa bir öykü ya da anlatı. Kısa öykü. Kısa hikaye. Fıkra. Kıssa.

Comparison : Üstünlük derecesini gösterme. Benzetme. İki veya daha çok sayıdaki dilin birbirine benzeyen ve benzemeyen yanlarını ortaya koymak üzere yapılan karşılaştırma. dil akrabalıklarının ortaya konmasında bu türlü çalışmaların önemli etkisi olmuştur. Benzetiş. Benzeti. Kıyaslama. Kıyas. Teşbih.

Affinities : Dünürlük. İlgi. Yakınlık. Çekicilik. Akrabalık. Benzerlik. Benzeşme. Birleşme eğilimi (kimya terimi).

Affair : Hadise. Gönül macerası. Dalga. Vaka. Sorun. İş. Şey. Maslahat.

Affiliation : Katma. Mensubiyet. Yakın ilişki. Evlat edinme. Birleştirme. Ekleme. Tefani. Bağlama. Üyelik. Bir kümenin, bir topluluğun üyesi olma ya da davranış düzgülerini benimseme, bk. ayrılma.

Affaires synonyms : personal business, personal matters, dirty laundry, dirty linen, connexions, problems, bearing, boloney, claptrap, claptraps, copulations, affaire, connexion, commerces, problem, bond, cruxes, connection, concern, fish story, least, hangup, fable, mattered, fables, boloneys, crux, hangups, business, matter, account, airy fairy, issue.