Aladiri nedir, Aladiri ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yarı canlı, ölmek üzere bulunan: Aman sen de, alacanlıyı öldürürsün.

Yarı pişmiş.

[Bakınız: alacanlı].

Ölecek durumda, can çekişen.

Uçamayan, yürüyemeyen (hayvan yavruları için).

Aladiri kısaca anlamı, tanımı

Alad : Acele, ivedi, çabuk. Ahlat, yaban armudu

Aladiriz : Ala renkli, gevrek ve dayanıklı bir çeşit üzüm.

Yavrular : 13-14 yaşlarında küçük yarışçılar.

Yarı can : Yarı canlı.

Alacanlı : Yarı canlı, ölmek üzere bulunan: Aman sen de, alacanlıyı öldürürsün. Yarı pişmiş: Yemek alacanlı olmuş, az daha kaynasın.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Alacan : Arı kovanlarında bulunan mum. kurdu. Henüz olgunlaşmamış dost.

Pişmiş : Yemek.

Ölecek : Öylece.

Ölmek : Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek. Değerini, geçerliğini, gücünü yitirmek, kullanılmamak. Bitki, solmak. Bazı sebeplerle çok sıkıntı veya acı çekmek.

Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.

Yavru : Yeni doğmuş hayvan ya da insan. Bir şeyin küçüğü. Çocuk, evlat. Güzel, alımlı genç kız.

Alaca : Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

 

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Canlı : Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Güçlü, etkili. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Çekiş : Çekme işi. Bir motorun çekme gücü. Ağız kavgası.

Ölece : Öylece.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Ölme : Ölmek durumu, fevt, kabız, uful.

Diğer dillerde Alacalı kumtaşı anlamı nedir?

İngilizce'de Alacalı kumtaşı ne demek ? : bunter, lower triassic