Alafır nedir, Alafır ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Pişmiş fakat boyanmamış derinden yapılan ayakkabı astarı.
Baştan savma, acele yapılan iş: Çapayı alafır yapıp geçmişler.
[Bakınız: alavur].
Seyrek çıkan tohum: Sizin buğday alafır çıkmış.
Az tavlı, yarı kuru, yarı yaş toprak.
Alafır anlamı, tanımı
Alaf : Alev. Telâş, korku: Ahmet bize bir alaf salıverdi. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. Suyu çekilmiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. Hayvan yemi satıcısı. Hayvanlara yedirilen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapılmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı, çırpı: Bahçenin alafını ateşe verdim. Hayvanlara yedirmek için kurutulmuş ot, mısır sapı. Hayvanların yem yediği yer. Hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, yiyeceği (Erzincan Merkez). Arpa, hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, hayvan gübresinin kurusu. Mısır sapı. Hayvan yiyeceği, yal
Alafı : Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b. [Bakınız: alaf]. Pişmiş fakat boyanmamış deri. Yarı işlenmiş keçi derisi. (Yalvaç Isparta).
Alafıranga : Çorap lastiklerindeki süs. (Yenikent Aksaray Niğde).
Baştan savma : Üstünkörü.
Geçmişler : Ölmüş olanlar.
Derinden : En ince ayrıntısına kadar, etraflıca. Pek belli olmayan uzak bir yerden. İçten.
Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.
Boyanma : Boyanmak işi.
Ayakkab : Ayakkabı.
Geçmiş : Geçme işini yapmış. Çürümeye yüz tutmuş. Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Arkada kalan hayat. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi.
Çıkmış : Kirli çamaşır. Kirli, yıkanacak giysi ve benzerleri nesnelerin tümü.
Pişmiş : Yemek.
Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.
Seyrek : Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı. Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir. Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda.
Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.
Baştan : Başından alarak, bir kez daha, yeniden.
Tavlı : Tavlanmış, tavı olan, tav verilmiş. Semiz, şişman (hayvan).
Tohum : Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. Soy sop, döl, nesil, sülale. Spermatozoit.
Buğda : Buğday. Eski türkçe buğday: bk. ayrıca kıriyh.
Boyan : Meyan kökü.
Diğer dillerde Alacalı kumtaşı anlamı nedir?
İngilizce'de Alacalı kumtaşı ne demek ? : bunter, lower triassic

Bu kısımda Alafır nedir? Alafır ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Alafır tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Alafır hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.