Alveol nedir, Alveol ne demek

Alveol; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım
  • Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

Biyoloji'deki anlamı:

Akciğerde bronşçukların sonlandığı küçük kese şeklindeki boşlukların son ucu.

Bez yapılarındaki küçük boşluklar. 3-Küçük bir kese şeklinde olan herhangi bir boşluk.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: petekgözü]

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Akciğerlerde bronşcukların sonlandığı, gaz değişiminin yapıldığı küçük kese biçimindeki boşlukların son ucu.

Bez yapısındaki küçük boşluklar.

Küçük bir kese biçiminde olan herhangi bir boşluk.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Küçük çukur.

Diş yuvası.

Akciğerlerde gaz değişiminin yapıldığı çok ince duvara sahip hava kesesi.

Memedeki kübik epitel ve miyoepitelden meydana gelen salgı bezi yapısı.

Zooloji alanındaki anlamı:

[Bakınız: yuva]

İngilizce'de Alveol ne demek? Alveol ingilizcesi nedir?:

alveolus

Alveol hakkında bilgiler

Alveoller, akciğerlerin içinde bulunur. Kılcal damarlardaki olan karbondioksiti alıp, kılcal damarlara içlerinde olan oksijeni verirler. Buna madde alış-verişi denir. Alveoller kan dolaşımında da görevlidir. Nefes aldığımızda hava; burun, yutak, gırtlak, soluk borusu, akciğerler, bronşlar, bronşçuklar ve alveoller yolunu izler. Alveoller de havayı temizleyip, kılcal damarlara verir. Damarlar tüm vücuda dağıtır. Kirlenen kan geri kılcal damarlar ile alveollere gelir. Alveoller karbondioksiti alır, bronşlara verir, bronşlar soluk borusuna, soluk borusu burna verir. Burundan da dışarı atılır. Yani alveoller gaz alış-verişini yapar. Yeni alveollere genç alveoller denir.

 

Alveol anlamı, tanımı:

Akciğer : Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

Bronş : Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları.

Oksijen : Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz, müvellidülhumuza (simgesi O).

Karbondioksit : Renksiz, kokusuz, yoğunluğu 152,0 °C'de ve 36 atmosfer basıncında kolayca sıvılaşan ekşimsi tatta bir gaz (CO2).

Torba : Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet. Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç. Vücutta meydana gelen şişlik. Er bezi, husye, testis.

Biçim : Tarz. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

 

Küçük : Niceliği az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Küçük abdest. Geri aşamada. Yaşı daha az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Değersiz, önemsiz.

Boşluk : Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Kesinti, kopukluk. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Boş geçen süre.

Geniş : Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Bol (elbise). Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Eni çok olan, enli, vâsi. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Çok.

Kısım : Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü. Kol.

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Çağ, devir. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.

Kılcal : Kıl gibi olan, çok ince.

Alveol delikleri : Akciğerde alveoller arasındaki bölmelerde, 10-15 um çapında, komşu alveolleri birbirine bağlayan ve alveollerdeki basıncın eşit dağıtılmasını ve hava dolaşımının yapılmasını sağlayan bir ya da daha fazla delik.

Alveol duvarı : Sıvı tabakası, alveol epiteli, epitel bazal zardan oluşan, dış solunumda gaz alışverişinde etkili olan yapı.

Alveol evresi : Doğumdan sonra da alveol gelişiminin görüldüğü fetus akciğerinin son gelişme evresi.

Alveol hücreleri : Alveolleri çevreleyen hücreler.

Alveol kemik : Çene kemiğinin, içinde diş kökü bulunan çukuru kapsayan bölge. Diş kemiği.

Alveol kesesi : Akciğerlerde alveol keselerinin uçlarında teşekkül eden ve her biri 2-3 alveolle sonuçlanan keseler. Alveoler kanalın sonunda bulunan, bir hava boşluğunu çevreleyen alveoller kümesi.

Alveolar : Çene kemiğinin diş kökünü kapsayan çukuru; çene kemiğine ait arter ve venler için de kullanılan bir terim.

Alveolaris : Diş yuvasına ait, diş yuvasıyla ilgili olan

Alveolat : Bal peteği gibi oyuklu yüzey şekli.

Alveolata : Morfolojik benzerliklerinden dolayı siliata, koksidiya ve dinoflagellatalardan oluşan sınıflandırma.

Diğer dillerde Alveol anlamı nedir?

İngilizce'de Alveol ne demek? : n. alveolus