Aman nedir, Aman ne demek
Aman; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de ünlem olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Yardım istenildiğini anlatan bir söz.
- Dikkat çekmek için kullanılan bir söz.
- Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz.
- Şaşma anlatan bir söz

- Rica anlatan bir söz.
- Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir.
- (ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz.
"Aman" ile ilgili cümle örnekleri
- "Aman da ne güzel şey!"
- "Aman, çocuğa iyi bakın!"
- "Aman yakalayın."
- "Aman bırak beni! Aman, bu laflardan da bıktık!"
- "Aman, acele etmeli, vakit geçiyor." - S. F. Abasıyanık
- "Aman, bir daha yapmam!"
- "Aman efendim, bana öyle şeyler söyledi ki donakaldım."
Yerel Türkçe anlamı:
A, hey! (şaşırma ünlemi).
Aman, sakın!
Kusur, kabahat, uzuv eksikliği: Amansız güzel olmaz.
Aman anlamı, kısaca tanımı:
Aman bulmak : Kurtulmak.
Aman dedirtmek : Karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, zor durumda bırakmak.
Aman derim : "sakın ha, böyle bir iş yapayım deme" anlamında kullanılan bir söz.
Aman dilemek : Önce direnirken zor karşısında boyun eğip canının bağışlanmasını dilemek.
Aman diyene kılıç kalkmaz : "mertliğinize güvenip size teslim olan düşmanın canına kıyılmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.
Aman vermek : Canını bağışlamak, öldürmemek.
Aman vermemek : Rahat bırakmamak, göz açtırmamak. acımayıp öldürmek.
Amana gelmek : Önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
Amanname : İslam devletlerinde düşmana güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge.
Aman zaman : Fırsat, çıkar yol.
Aman zaman bilmemek : Fırsat vermemek.
Aman zaman dedirtmemek : Aman vermemek.
Amanın : Korkma ve şaşma sözü.
Amansız : Aman vermez, acımasız, cana kıyıcı, hoşgörüsüz, gaddar, zalim, biaman.
Amansız hastalık : Kanser.
Amansızca : Öldürücü bir durumda, acımasız olarak, amansızcasına. Hoşgörüsüz olarak, amansızcasına.
Amansızlık : Amansız olma durumu.
Aç aman bilmez çocuk zaman bilmez : "aç hiçbir mazeretle susturulamaz, çocuk da istediği şeyi hemen elde etmek ister" anlamında kullanılan bir söz.
Ecel aman verirse : "ömür yeterse, ölmezsem" anlamında kullanılan bir söz.
İş amana binince kavga uzamaz : "kavga edenlerden biri aman dilerse çekişme sona erer" anlamında kullanılan bir söz.
Yardım : Bağış, iane. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. Etki. Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet.
Bağışlanma : Bağışlanmak işi, affedilme, affolma.
Usanç : Usanma duygusu, bıkma, bıkkınlık, melal.
Öfke : Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap.
Rica : Dileyiş, dileme, dilek.
Dikkat : Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık. İlgi, özen. "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü.
Çekmek : Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Taşıma gücü olmak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. Herhangi bir engel kurmak. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Boya, badana vb. sürmek. Kaçan ilmeği örmek. Yollamak. Döşemek. Örtmek, giymek. Daralıp kısalmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Herhangi bir anlama almak. Hoşa gitmek, sarmak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Asmak. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Atmak, vurmak. Öğütmek. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Yol, ay sürmek. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Yürütmek, sürmek. İçine almak, emmek. Aynısını yazmak veya çizmek. İçki içmek. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Tartıda ağırlığı olmak. İmbik yardımı ile elde etmek. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak.
Bir : Sadece. Beraber. Tek. Aynı, benzer. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayı kadar olan.
Söz : Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük. Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti.
Şaşma : Şaşmak işi.
Aman belgesi : Savaşta teslim olanlara verilen, mal ve canlarına dokunulmayacağını bildirir belge.
Aman dedirtmek : karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, zor durumda bırakmak. İlgili cümle: "Galiba bu sene soğuk aman dedirtecek." R. H. Karay.
Aman verlik : Fidye-i necat, can kurtarma akçası.
Aman zaman dinnememek : Fırsat vermemek, acımamak.
Aman zaman vermemek : Fırsat vermemek, birdenbire bastırmak: Aman zaman vermeden yakaladılar.
Amanat : Eğreti, çürük, yıkılacak halde: Amanatmış, değmeden yıkıldı. Dülger, marangoz, demirci ve çiftçilerin kullandıkları testere, keser, balta, saban demiri, çizek gibi aygıtlar. Emanet Emanet, bk. amanet Emanet, bk. amanat
Amancı : Kusur bulan, kusurları açıklıyan.
Amandibulata : Antenleri ve alt çeneleri bulunmayan örümcek, akrep, kene ve uyuz etkenleri gibi eklem bacaklılar. Bu canlılarda ağzın arkasındaki birinci ek yapı keliser adı verilen beslenme organına dönüştüğünden bu alt bölümdeki canlılar Chelicerata olarak da adlandırılmaktadır.
Amanet : Emanet, bk. amanat Emanet
Amanı : Korku, dehşet, hayret, üzüntü, sevinç bildirir ünlem.
Aman ile ilgili Cümleler
- Aman Allahım! Bu gerçek olamayacak kadar çok iyiydi.
- Aman Tanrım, bu dondurma gerçekten çok iyi!
- "Bunu onun çantasında buldum." "Aman Allahım! O benim!"
- Aman birader daha önce nasıl yardım ettiğini gördüm; beni sevmeyen bir kadın benimle sevişti ömrüm boyunca aşık olduğum kadın bana küstü.
- "Şimdi saat kaç?" - "İki buçuk". - "Aman tanrım! Ben bu akşam biraz daha erken yatmak istemiştim!"
- "Oh aman Allahım! O ne tür gülmekti?" - "Oh, ciddi bir şey değil" Mary oyun için bir cadı gibi nasıl gülüneceğini pratik yapıyor."
- Aman Allahım. Banyoyu temizlemeye can atmıyorum.
- Aman Tanrım! Böyle bir durumda görmeyi umduğum son kişisin sen.
- Amanın, sen haklısın, ben onu hiç bilmiyordum.
- Aman Allah'ım aman, böyle büyük bir basamak dizisi hatırlarım, çok ünlü Arşimet'in altında devam etti. Sıkıntı yarattı, kendisine güç verdi, görkemli bir müddette ezberlememiz feragata zorladı, ama bize bayağı sıkıcıydı. Aman Pi!
Diğer dillerde Aman anlamı nedir?
İngilizce'de Aman ne demek? : [AMAN] v. love
n. mercy, quarter
interj. oh, for goodness sake, for Heaven's sake
Fransızca'da Aman : aïe, au secours, de grâce
Almanca'da Aman : Schutz, Gnade
Rusça'da Aman : n. пощада (F), милосердие (N)

Bu kısımda Aman nedir? Aman ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Aman tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Aman hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.