An arrow türkçesi An arrow nedir

An arrow ile ilgili cümleler

English: William Tell shot an arrow at the apple on his son's head.
Turkish: William Tell, oğlunun kafasındaki elmaya bir ok attı.

English: He shot an arrow at the soldier.
Turkish: O, askere bir ok attı.

English: He shot an arrow at the deer.
Turkish: O, geyiğe bir ok attı.

An arrow ingilizcede ne demek, An arrow nerede nasıl kullanılır?

An : Bir. Anabatik rüzgar. Bir (ünlülerden önce). (herhangi) bir. Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık.

Arrow : Ok işareti. Yön belirtmekte kullanılan ok işareti. Yayla fırlatılan, ucunda sivri bir taş, demir, kemik parça bulunan avlanma ya da savaş aracı. bk. ok kurbanı. Okçuk (takımyıldızı). Ok. İbre. Temren. Çıkış yönü oku.

An access field : Access alanı.

An accomplished fact : Olmuş bitmiş bir şey.

An accomplished liar : Tam bir yalancı.

An air of arrogance : Kendini beğenmiş tavır.

An agreement was signed : Anlaşma imzalandı. Tüm taraflar anlaşmaya vardı ve bu hususta sözleşmeyi imzaladı.

İngilizce An arrow Türkçe anlamı, An arrow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak An arrow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arrow : Ok işareti. Okçuk (takımyıldızı). Yayla fırlatılan, ucunda sivri bir taş, demir, kemik parça bulunan avlanma ya da savaş aracı. bk. ok kurbanı. Yön belirtmekte kullanılan ok işareti. İbre. Temren. Çıkış yönü oku.

 

Arrows : Oklar. Ok işareti. Dart.

Poled : Gönder. Dikme. Direk. Yelken direği. Sırıkla desteklemek. Sırık. Zıt karakterli kimse. Sırıklamak. Kutup.

Missiles : Atılan şey. Füze. Mermi.

Missile : Merak. Güdümlü mermi ve roketi içine alan genel bir terimdir. Kurşun. Atılan şey. Mermi. Füze.

Arrowing : Çıkış yönü oku. Temren. Ok işareti. Okçuk (takımyıldızı). İbre.

Pole : Direk. Elektrik ya da mıknatıs alanlarının en yeğin oldukları iki noktadan her biri. Uç. Karşıt uç. Bayrak direği. Yelken direği. Bir gökcismi ekseninin eşlek düzlemine dikey olarak özekten geçip yuvarı deldiği varsayılan iki nokta; kuzey ve güney eksenucu. Bir gökcisminin, gökküresinin, bir yıldızlar topluluğunu içine alan bir dizgenin dönme ekseninin bu cismi, küreyi ya da dizgeyi deldiği iki noktadan her biri. Eksenucu. Polonyalı.

An arrow synonyms : vire.