Arrow türkçesi Arrow nedir

  • Yön belirtmekte kullanılan ok işareti.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Çıkış yönü oku.
  • Temren.
  • Okçuk (takımyıldızı).
  • İbre.
  • Ok işareti.
  • Ok.
  • Yayla fırlatılan, ucunda sivri bir taş, demir, kemik parça bulunan avlanma ya da savaş aracı. bk. ok kurbanı.

Arrow ile ilgili cümleler

English: Ali pulled the arrow out of Mary's leg.
Turkish: Ali oku Mary'nin bacağından çekti.

English: He shot an arrow at the deer.
Turkish: O, geyiğe bir ok attı.

English: He shot an arrow at the soldier.
Turkish: O, askere bir ok attı.

English: The arrow hit the target.
Turkish: Ok hedefi vurdu.

English: The arrow fell short of the target.
Turkish: Ok hedefine varamadı.

Arrow ingilizcede ne demek, Arrow nerede nasıl kullanılır?

Arrow down : Aşağı ok.

Arrow head : Ok başı. Ok ucu.

Arrow key : Ekranda imleci gezdirmek için kullanılan tuş. Ok tuşları. Yön tuşu. Ok tuşu. Oklu tuş.

Arrow key behavior : Ok tuşu davranışı.

Arrow keys : Ok tuşları. Ekranda imleci gezdirmek için kullanılan tuş.

Arrow up : Yukarı ok.

Arrow symbols : Ok simgeleri.

Arrow shaped : Ok şeklinde.

Arrow up and down : Yukarı-aşağı ok.

Arrow style : Ok stili. Ok biçemi.

İngilizce Arrow Türkçe anlamı, Arrow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Arrow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cursor : Gösterge. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Kürsör. Kursör. Körsır. Sürgü. Gösterici ekranında, klavyeden girilecek ilk damganın yerleşeceği konumu göstermek üzere kullanılan gösterge. Sürme. Işıklı gösterge.

Pointer : Büyükayının iki büyük işaret yıldızı. İma. Av köpeği. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yararlı öneri. Gösterge. Öğüt. İşaretçi. Kazıyacak.

Arrowheads : Ok başları. Ok başı. Ok başına benzeyen şey.

Arrows : Oklar. Dart.

Abnormal end : Olağandışı sonlanma.

Arrowhead : Suoku. Ok ucu. Ok başı. Ok başına benzeyen şey. Okbaşı rozeti. Ok başına benzeyen.

Head : Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Baş. Baş ile ilgili. Basınç yüksekliği. Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü. Geçmek. Çekiç tokmağı. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Kelle. Örtübaşı.

Projectile : Atılan cisim. Atıcı. Atma. İtici. Fırlatıcı. Mermi. Roket. Projektil. Büyük hızla atılan ve bu sırada edindiği devinirlik ile devinimini sürdüren nesne. Fırlatılan.

Access mechanism : Erişim mekanizması. Erişim düzeneği.

Arrow synonyms : butt shaft, vire, index, abort sequence, indicator, absolute loader, access control, painter, pole, pointers, abort, poled, abstract syntax tree, acception, accent char, abbreviate, arrowing, point, access key, indexes, sagitta, accelerator key, needle, shaft, missiles, mark, absolute device, indices, missile, pine needle, quarrel, vane, an arrow.

 

Arrow zıt anlamlı kelimeler, Arrow kelime anlamı

Compound : Belirli öğeciksel yapıda, hep eş türde özdeciklerden oluşan kimyasal özdek. Bir bileşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bileştirme sürecinin ürünü. Bileşik. Birkaç elementden yapılmış madde. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Kimyasal tepkimeler sonucu iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek. Çeşitli öğelerin belirli oranlarda birleşmesiyle oluşmuş (özdek). Birleşik.

Arrow ingilizce tanımı, definition of Arrow

Arrow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A missile weapon of offense, slender, pointed, and usually feathered and barbed, to be shot from a bow.