Anti trust policy türkçesi Anti trust policy nedir

  • Tekelleşme karşıtı politika.
  • Tekelleşmeye engel olmak ve tekelleşmenin yol açacağı zararları önlemek ya da azaltmak amacı güden hükümet politikası.
  • İktisat alanında kullanılır.

Anti trust policy ingilizcede ne demek, Anti trust policy nerede nasıl kullanılır?

Anti : Zıt. Karşı olan kimse. Karşıt. Karşı, zıt. Muhalif. Anti. Aykırı. Ters. Aksi.

Trust : Emanet. İnanma. İtimat. Güvenmek. Kredi vermek. Birine güveni olmak. Sorumluluk. Ümit etmek. Azel piyasasında, aynı malı üreten birbirine rakip iki veya daha fazla firmanın aralarındaki rekabeti önleyerek karlarını artırmak amacıyla hukuki varlıklarını sona erdirip tek bir firma altında birleşmeleri. İnanmak.

Policy : İlke. Siyaset. Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Politika. Tedbir. Prensip. Önlem. Poliçe. Sigorta belgesi. Belirlenen amaç veya hedeflere ulaşmaya yönelik karar ve eylemler bütünü.

Anti trust : Tekelcilik karşıtı.

Anti trust laws : Hükümetler tarafından, tekelleşmeyle mücadele etmek ve haksız rekabeti önlemek amacıyla çıkartılan yasalar. krş. sherman yasası, clayton yasası. Tekelleşme karşıtı yasalar. Piyasada kartel veya tekel işini önlemek ve serbest rekabeti korumak için tasarlanmış olan kanunlar. Tekelcilik karşıtı kanunlar.

 

Sherman anti trust act : Abd’deki iç savaştan sonra yaygınlaşan şirketler arası birleşme, ele geçirme ve tröst oluşturma hareketlerini önlemeye yönelik olarak hazırlanan, rekabeti sınırlayan veya önleyen tüm anlaşmaları yasaklamak amacıyla 1890 yılında çıkarılan ilk tekelleşme karşıtı yasa. krş. clayton yasası. Sherman yasası.

İngilizce Anti trust policy Türkçe anlamı, Anti trust policy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Anti trust policy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

 

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Anti trust policy synonyms : ability rent, a change in individual demand, a type mutual funds, a pass through certificate, ability to pay approach, abnormal budget receipts.