As well as türkçesi As well as nedir

  • Yanı sıra.
  • Hem ... hem de.
  • Hem de.
  • Hem.
  • Böyle olmakla birlikte.
  • Ek olarak.
  • Olmakla birlikte.
  • Kadar.
  • Birlikte.
  • Yanısıra.
  • Kadar iyi.
  • İle birlikte.

As well as ile ilgili cümleler

English: Ali can speak French almost as well as he can speak English.
Turkish: Ali Fransızcayı neredeyse İngilizceyi konuşabildiği kadar iyi konuşabilir.

English: Ali can ski just as well as Mary.
Turkish: Ali sadece Mary kadar iyi kayabilir.

English: Ali can speak French almost as well as Mary can.
Turkish: Ali neredeyse Mary'nin konuşabildiği kadar Fransızcayı iyi konuşabilir.

English: Ali can ski as well as his brother.
Turkish: Ali kardeşi kadar iyi kayak yapabilir.

English: Ali can speak French almost as well as he can speak Spanish.
Turkish: Ali Fransızcayı neredeyse İspanyolcayı iyi konuştuğu kadar iyi konuşabilir.

As well as ingilizcede ne demek, As well as nerede nasıl kullanılır?

As : Bir ekonomide farklı fiyat düzeylerinde üretilip satılmak istenen reel gayrisafi yurtiçi hasıla düzeyleri. Olarak. -dikçe. Çünkü. Madem. Sırada. Diği gibi. Toplam sunum. İrken. Olduğu gibi.

Well : Merdiven boşluğu. Fışkırmak. Su kuyusu. Asansör boşluğu. Bagaj. Yakşı. Peki. Şanslı. Memba.

As well as that : -diği kadar. Diği kadar.

As well : Dahi anlamında de. Bile. Ayrıca. Makul şekilde. Hatta. Dahi. İlave olarak. Doğru. De. Aynı derecede.

 

Just as well : İyi ki.

May as well : Bari.

Might as well : -memek için bir neden yok. Bari. -se de olur.

Well assorted : Zengin mal çeşidi.

İngilizce As well as Türkçe anlamı, As well as eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak As well as ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cosponsors : Finanse etmek. Desteklemek. Başka sponsorlarla birlikte parasal destek sağlamak. Bir projeyi bir başka sponsorlarla desteklemek.

Proportion : Oranlamak. Proporsiyon. Orantı. Vücudun çeşitli bölümleri arasındaki uyumluluk, proporsiyon. Fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tenasüp. Orantılamak. Payı belli bir seçeneğe ilişkin gözlem sıklığı, paydası toplam sıklıktan oluşan ve ilgili ayrıtın toplam içindeki oransal payını gösteren bölüm. Bölüm. Oran.

Hand in hand : El ele. Birbirlerinin elini tutarak. Elleri tutarak. Yakın ilişkide. Birbirini izleyen. Bağlı.

Adjunctly : Tamamlayıcı bir şekilde. Yardımcı bir şekilde. Tamamlayıcı olarak. Yardımcı olarak. İkinci derecede.

To boot : Da cabası. Üstelik. Ayrıca. Üstüne de. Üstüne üstlük. Üstüne bir de. Bir de.

Cosponsored : Başka sponsorlarla birlikte parasal destek sağlamak. Finanse etmek. Desteklemek.

 

Co : Kol. Batı birleşik devletler'de bir eyalet. Vietnam'da yaşayan etnik bir grup. Kobaltın simgesi. Kor. Ko. Colorado (kolorado).

In scale : Kararında. Ölçüsünde.

Amounting : Eşit olmak. İfade etmek. Baliğ. Miktarında. Sonuca varmak. Anlamına gelmek. Toplama ulaşmak. Kadar etme.

As much as : Aynı miktarda. Olduğu kadar. Olabildiği kadar. Kadar çok.

As well as synonyms : corporately, extra, pending, cum, as soon as, additionally, in company of, as as, alike, anyway, nay, into the bargain, and also, conjunction with, in common with, by, cosponsor, additively, as, as near as, in addition, in company with, insomuch as, as attachment, as good as, be allied to, alongside with, conjunction, or so, as far as, in addition to, and what is more, and all.