Avarız nedir, Avarız ne demek
Avarız; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Kazalar, belalar.
- Engebe.
- Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi

Yerel Türkçe anlamı:
Mahalle halkından ihtiyacı olanlara faizle verilip işletilen vakıf, para.
Köy hükmî şahsiyetinin malları.
Tarih'teki anlamı:
Osmanlılarda önceleri halktan salt olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak toplanan vergi.
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Edirne ilinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Avarız hakkında bilgiler
Avârız, Osmanlı Devleti zamanında olağanüstü hallerde halka yüklenen malî, aynî ve bedenî vergilerdi. Bu vergi hem Müslümanlardan hem de gayrimüslimlerden alınırdı. Fakat zamanla sürekli vergi hâline gelmiştir. Günümüz Türkiyesi'ndeki deprem vergileri aynen buna benzer.
Halk, gelirine ve sahip olduğu gayri menkule göre ala, evsat, hahir, ahkar ve edrui olmak üzere çeşitli gruplara ayrılmakta ve bu esasa göre avarız toplanmaktadır.
Bu arada avarız hanesi tabirine biraz açıklık getirmek lazımdır. Avarız hanesi'nin gerçek hane ile ilgisi yoktur. Hane, genel olarak ev demektir. Osmanlı vergi ıstılahındaki anlamı ise bir evde oturan evli çifttir. Avarız hanesi ise, 3, 5, 7, 10, 15 evden oluşan bir vergi birimidir. İmparatorluğun her yeri için standart bir avarız hanesi birimi de yoktur. Her kaza için farklı ölçüler esas alınmıştır. Bazı yerlerde 10 hane (ev) bir avarız hanesi kabul edilirken, bazı yerlerde bu sayı 15-20'ye çıkabilmektedir. Devlet, bir kazadaki avarız hanelerini tespit ettikten sonra avariz ve nüzül zahiresi ya da kürekçi bedeli toplanırken hane başına düşen miktarı her yıl için belirlemekte ve buna göre vergi toplamaktadır. Dolayısıyla avarız tahrirleri avarız vergisinin toplanması açısından büyük önem taşımaktadır. Avarız hanelerinin tespiti ve toplanması kadının sorumluluğundadır.
Avarız kısaca anlamı, tanımı:
Kaza : Yargı. İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. İlçe, kaymakamlık. Kadılık görevi. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme.
Osmanlı : Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan. XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları.
Olağanüstü : Harikulade. Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade. Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan, fevkalade.
Sürek : Hızlı süren, hızlı giden. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Süren, devam eden zaman.
Halk : Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Yaratma. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu.
Vergi : Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik. Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para.
Avar : Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk. III-V. yüzyıllar arasında Moğolistan'da, VI-IX. yüzyıllar arasında Orta Avrupa'da yaşamış bir halk.
Bela : İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse. Hak edilen ceza.
Engebe : Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.
Öncel : Önceden yaşamış olanlar. Sonucun çıkarıldığı önerme veya önermeler. Bir görevde, meslekte kendinden önce yerini tutmuş olan kimse, selef, eslaf, ardıl karşıtı.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.
Toplanan : Toplama işleminde toplamı oluşturan sayılardan her biri.
Devlet : Mutluluk. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Büyüklük, mevki. Talih.
Zaman : Dönem, devir. Çağ, mevsim. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.
Diğer dillerde Avarız anlamı nedir?
İngilizce'de Avarız ne demek? : çokluk, isim, eskimiş (ava:riz) Arapça ¤av¥riø; ¤¥riøa' nın çokluk biçimi

Bu kısımda Avarız nedir? Avarız ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Avarız tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Avarız hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.