Ayıp nedir, Ayıp ne demek

Ayıp; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Ayıp" ile ilgili cümle

  • "Bu ayıbı işleyenlerle birlik olmayı bir türlü kibrime yediremiyorum." - Y. K. Karaosmanoğlu

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Hukuk dilinde alım ve satıma konu olan malın istenmeyen özelliği, kusur.

İngilizce'de Ayıp ne demek? Ayıp ingilizcesi nedir?:

shame

Ayıp tanımı, anlamı:

Ayıp etmek : Yakışıksız bir biçimde davranmak.

Ayıp kaçmak : Uygun düşmemek.

Ayıbını yüzüne vurmak : Birinin kusurunu yüzüne söylemek.

Ayıptır söylemesi : "bunu söylemek size karşı saygısızlık olacak ancak söylemek zorundayım" anlamında özür dilemek için kullanılan bir söz. "övünmek gibi olmasın ama" anlamında kullanılan bir söz.

Ayıp yerler : Vücutta örtülü tutulması gereken yerler.

Ayıplama : Kınama.

Ayıplamak : Kınamak.

Ayıplanma : Ayıplanmak işi.

Ayıplanmak : Ayıplama işine konu olmak.

Ayıplı : Ayıbı, kusuru olan.

Ayıpsız : Ayıbı, kusuru olmayan.

Ayıpsız dost isteyen dostsuz kalır : "her şeyin en güzelini ve kusursuzunu arayanın, kimi zaman eli boş kalır" anlamında kullanılan bir söz.

Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp : "insanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur" anlamında kullanılan bir söz.

 

Bir dirhem et bin ayıp örter : "biraz kilo almak pek çok kusuru örter" anlamında kullanılan bir söz.

Fakirlik ayıp değil tembellik ayıp : "yoksulluk utanılacak bir şey değildir, çalışmamak en büyük ayıptır" anlamında kullanılan bir söz.

Sormak ayıp olmasın : Sorulması teklifsizlik sayılan bir şeyi sormadan önce özür dilemek için kullanılan bir söz.

Sorması ayıp olmasın : Sormak ayıp olmasın.

Söylemesi ayıp : Utanılacak bir durumun açıklanması sırasında kullanılan bir söz.

Toplum : Topluluk. Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet.

Ahlak : Huylar. Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre.

Kural : Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.

Aykırı : Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.

 

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Davranış : Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.

Kusur : Eksiklik, noksan, nakısa. Özür. Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama. Elverişsiz durum.

Eksiklik : Eksik olma durumu, eksik olan miktar, noksan, nakisa, fıkdan.

Utanç : Utanma, hicap.

Ayıp itmek : Ayıp etmek, kusur işlemek.

Ayıpençesi : Ayıpençesigiller (Acanthaceae) familyasından, çiçekleri kurutularak çaylara koku vermesi için katılan, çok yıllık, dikenli ve otsu bir bitki.

Ayıplayabilme : Ayıplayabilmek işi.

Ayıplayabilmek : Ayıplama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Ayıplı mal : Belirlenen ölçünlere uymayan, kusurlu, defolu, özürlü mal.

Ayıplık : Haya, utanma.

Ayıpsamak : Ayıplamak.

Ayıpsanmak : Ayıplamak.

Ayıpsınmak : Ayıplamak. bk. ayıpsamak. Utanmak, ayıp saymak. Ayıp saymak, utanmak.

Ayıpsızlık : Ayıpsız olma durumu.

Ayıp ile ilgili Cümleler

  • Bilgisayarımı takip etmeniz insanların mahrem alanına girmeniz ayıp değil mi?
  • Bütün ayıplar bende ama ne yapıp yapıp ulaşmalı dostlara geride kalmayı kendime yediremem.
  • İnsanlar nefes almak istiyor ben de insanım ve nefes almak istedim buna izin vermemeniz ayıp değil mi?
  • Ayıp değil mi yaptığınız tüm eve kamera koymanız yakışı kaldı mı?
  • Ben bir insanım ve insani duygularımın tatmin olmasını istememin ayıp bir tarafını göremiyorum.
  • Yaptığım hatalar ayıptı ama bunların ayıp olduğunu bilmeden yaptığımı bilmemeniz benim hoşuma gitmedi.
  • Olay şu ki beynen de aldatmamak ayıplamamak ve başkalarına göre olan eksikliklerimizi hoş görmek.
  • Açtım, yemek vermediniz; üşüyordum, giysi vermediniz; utandım, ayıplarımı örtmediniz; şimdi cesur mu aptal mı olduğumu mu soruyorsunuz?
  • Yemek yeme, su içme, uyuma, alkol almak, aşk yapmak bunların hepsi bir fizyolojik ihtiyaç ayıp günah neresinde bence yok.
  • Sanırım bazı yabancı dil öğretmenlerinin bir yerli konuşucu ile çalışmadan üniversitelerden mezun olmaları bir ayıptır.

Diğer dillerde Ayıp anlamı nedir?

İngilizce'de Ayıp ne demek? : adj. shameful, disgraceful, unmannerly, indecorous, inglorious, nasty, opprobrious, reproachful

n. shame, disgrace, failing, attaint, blot, blotch, brand, contempt, dishonor, dishonour [Brit.], indecorum, odium, reproach, slur, spot, obscenities

interj. what a shame!, shame on you

Fransızca'da Ayıp : honte [la], faute [la], affront [le], démérite [le], scandale [le]

Almanca'da Ayıp : n. Fehler, Manko, Schande, Ungeheuerlichkeit

adj. schandbar, schändlich, ungeheuerlich

Rusça'da Ayıp : n. позор (M), стыд (M), срам (M), дефект (M), изъян (M), недостаток (M)

adj. позорный, постыдный